mai ve siyah özet uzun
Mai ve Siyah'ın Can Yayınları'ndan çıkan, içinde yazarın düzenlemelerini de içeren açıklamalı orjinal metin baskısını okudum. Bir çırpıda okudum diyemem, çünkü kullanılan kelimeleri iyice anlayabilmek ve anlatılan olaylarda verilmek istenen mesajları kavrayabilmek için yavaş okunması gerekiyordu.
nama nama benda dari a sampai z. Hem kendi döneminin hem de tüm Türk edebiyatı tarihinin en büyük yazarlarından biri olan Halid Ziya Uşaklıgil’in kaleme aldığı Mai ve Siyah adlı roman Aşk-ı Memnu romanı ile birlikte yazarın ve döneminin en iyi romanlarındandır. Servet-i Fünun döneminin en aktif ve önde gelen yazarlarından olan Halid Ziya Uşaklıgil ile ilgili ayrıntılı bilgiye Halid Ziya Uşaklıgil'in Hayatı ve Halid Ziya Uşaklıgil'in Edebi Kişiliği başlıklı yazılardan ulaşabilirsiniz. Bu yazımızda Halid Ziya Uşaklıgil’in Mai ve Siyah adlı romanının özeti ve tahlilini yapacağız. Mai ve Siyah Romanının Konusu Mai ve Siyah romanında lise son sınıfta babasını kaybetmesi üzerine ailesinin geçim yükünü omuzlarına alan hayalperest Ahmet Cemil’in, bu zorluklar altında ezilişi ve hayallerinin nasıl yok olduğu gözler önüne serilir. Bir yazar olan Ahmet Cemil’in üzerinden bir yazarın zorluklarla dolu hayatı anlatılır. Mai ve Siyah Romanının Özeti Henüz lise son sınıfta tahsil görürken babasını kaybeden Ahmet Cemil, evinin ve ailesinin tüm geçimini yüklenmek zorunda kalır. Binbir güçlükle liseyi bitirdikten sonra para kazanmak için çalışmaya başlar. Ahmet Cemil’e kalsa tüm gününü kitaplarla ve edebiyat dünyasına bir yenilik getireceğini düşündüğü şiiri ile geçirmek ister. Ancak hayat şartları ve ailesinin içinde bulunduğu kötü durum yüzünden hayallerini ertelemek zoruna olan Ahmet Cemil, polisiye romanları çevirerek para kazanmaya çalışır. O dönemde sayıları fazla olmayan kitapçılarda Ahmet Cemil’in yaptığı çevirileri yok denecek paraya satın alırlar. Ahmet Cemil, bu zor şartlar altında ezilirken kendine bir çıkış kapısı bulur. Mirat-ı Şuun adlı gazetede yazar olarak hikayeler çevirecektir. Bu iş sayesinde hayatı biraz olsun düzene giren Ahmet Cemil, ünlü bir yazar olma hayalleri için yeniden çalışmaya başlamak ister. Ali Şekip Bey’in bulduğu zengin çocuklarına ücretli özel dersler verir. Öğrencilerin şımarıklıklarına sadece ailesi için katlanır. Ahmet Cemil’in yazacağı eser öyle bir eser olacak ki edebiyat camiasına büyük bir yenilik getirerek ona ünün ve şöhretin kapılarını açacak ve Ahmet Cemil bu şekilde büyük hayaller kurarak hayatını sürdürür. Çalıştığı gazetede onun gibi yazar olan Raci karakteri ile fazla geçinemez. Raci, Ahmet Cemil’in düşüncelerinin aksini savunan biridir. Ahmet Cemil’in liseden arkadaşı olan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil gibi bir edebiyat aşığıdır. Ahmet Cemil’in aksine varlıklı bir ailesi olması Hüseyin Nazmi’nin edebiyat ve sanat ile rahatça ilgilenebilmesine olanak sağlar. Ahmet Cemil, Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’ya aşıktır. Ancak Lamia’ya olan aşkını bir türlü itiraf edemez. Bunun en büyük sebebi de aralarındaki maddi durumdur. Zengin ve varlıklı bir ailenin kızı olan Lamia ancak zengin ve varlıklı birine eş olabilir. Lamia’ya layık bir hayat kurabilirse Lamia ile evlenebileceğini düşünür. Ahmet Cemil’in ün ve şöhret sahibi olmak istemesinin en büyük sebeplerinden biride bu düşüncesidir. Ahmet Cemil’in çalıştığı Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibinin oğlu Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. Ahmet Cemil çok sevdiği kız kardeşinin yüzü gülsün diye ona güzel bir düğün yapmak ister. Ancak maddi bir birikimi olmadığı için çeyiz ve düğün masraflarının tamamını erkek tarafı karşılar. Görücü usulü yapılan bu evlilik mutlu son ile bitmez. Çünkü gelin ve damat birbirini görmeden evlendirilirler. Vehbi Bey, Süleymaniye’deki eve iç güveysi geldiği için Ahmet Cemil kendini huzursuz hisseder. İlk bir hafta arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin köşkünde misafir olur. Daha sonra eve uğramamak için kendine fazladan özel dersler alır ve bunları bahane eder. Başlarda her şey güzel gidiyormuş gibi görünse de geçen zaman ile birlikte Vehbi Bey kötü alışkanlıklarına geri döner. Çapkınlık, alkol vb. Evin hizmetçisi Seher’i taciz eden, sinirlendiği zamanlarda İkbal’i tartaklayan Vehbi Bey, yine sinirlendiği bir zaman İkbal’i döver. İkbal hamiledir. Ancak hamile olması Vehbi Bey’in şiddetinden kurtulmasına yetmez. Bir gün Vehbi Bey, İkbal’in hamile olduğunu hiç düşünmeden ona bir tekme atar. İkbal bu tekme yüzünden çocuğunu düşürür. Kanaması durmayan İkbal ölüm ile burun burunadır. Ahmet Cemil, annesinin küpe ve yüzüklerini rehin vererek aldığı parayı İkbal’in kurtulması için harcar. Ancak hiçbir müdahale İkbal’i kurtarmaya yetmez. Ahmet Cemil, en yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’yi ziyaret ettiği bir gün ondan yeni haberler alır. İlk olarak Hüseyin Nazmi, Avrupa’ya tayini çıktığı haberini verir. Hüseyin Nazmi’nin bu duruma seviniyor olması Ahmet Cemil’i de sevindirir. Ahmet Cemil’in Lamia’ya olan aşkından haberi olmayan Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil’in de sevineceği düşüncesi ile ikinci haber olarak Lamia’yı bir subay ile evlendireceklerini söyler. Dünyası başına yıkılan Ahmet Cemil’i bir süre hatıralar esir alır. Ahmet Cemil, Lamia’nın istek dışı evlendirileceği kanaatine varır. Önce Lamia’ya aşkını itiraf etmeyi düşünse de bulunduğu maddi durumu engel olarak görür ve bu düşüncesinden ve sevdasından vazgeçer. Ahmet Cemil, canından çok sevdiği kız kardeşi İkbal’in ölümü üzerine aşık olduğu kadını da kaybedince kendini yenilmiş hisseder. Artık yaşamak için hiçbir sebebi kalmaz. Elinde kalan tek şey eseridir. Bu eseri de ailesi ve İkbal için bitirmek isteyen Ahmet Cemil hiç düşünmeden eserinin müsveddelerini ocağa atar ve yanışını seyreder. Ahmet Cemil için İstanbul’un bir anlamı kalmaz. Ahmet Cemil de arkadaşı Hüseyin Nazmi gibi tayinini ister. Annesini yanına alan Ahmet Cemil bir gemiye atlayarak İstanbul’a veda eder. Ahmet Cemil, geminin yola devam ettiği bir gece intihar etmek için geminin kenarına yaklaşır. Tam intihar edeceği sırada annesinin sesini duyar. Bu ses Ahmet Cemil’i daldığı düşünceler aleminden uzaklaştırır. İntihar etmekten vazgeçen Ahmet Cemil annesi ile birlikte yeni hayatlarına devam ederler. Mai ve Siyah Romanının KahramanlarıAhmet Cemil Mai ve Siyah adlı romanın başkahramanıdır. Sessiz, sakin, kendi halinde bir hayat sürer. Kırılgan bir kişiliğe sahip olan Ahmet Cemil’in edebiyata olan ilgisi her akşam babası ile Mesnevi okuyarak geçirdiği vakitlerden kaynaklanır. Ahmet Cemil, hayalperest, çekingen ve pasif kişiliği ve zorluklardan kaçmak istemesi gibi kişilik özelliklerine sahip olması Servet’-i Fünun topluluğunu temsil eder. Hüseyin Nazmi Ahmet Cemil ile okul yıllarında tanışarak çok yakın arkadaş olurlar. Edebiyata bakış açılarının birbirinin aynısı olması iki gencin daha da yakınlaşmalarını sağlar. Ahmet Cemil ve Hüseyin Nazmi, eski edebiyatın eksik olduğunu düşünür ve batı edebiyatından gelen şiir anlayışını benimserler. Hüseyin Nazmi, varlıklı ve zengin bir ailenin çocuğu olduğu için maddi sıkıntılar çekmeden istediği kitabı alabilir. Bu sayede zengin bir kütüphaneye sahip olur. Lamia Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Piyano çalmasını bilen iyi eğitimli güzel bir kızdır. Ahmet Cemil Lamia’yı gizlice sevmektedir. Ahmet Cemil, Lamia’ya olan aşkını itiraf edemediği için Lamia hiçbir zaman bu aşktan haberdar olmaz ve bir subay ile nişanlanır. İkbal Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Vehbi Bey ile olan evliliğinde beklediğini bulamaz. Vehbi Bey tarafından sürekli tartaklanır. Vehbi Bey ile tartıştığı sırada Vehbi Bey’den yediği bir tekme sonucu karnındaki çocuğu düşürür ve kan kaybından ölür. Vehbi Bey Ahmet Cemil’in yazarlık yaptığı Mirat-ı Şuun gazetesinin ortaklarından Tevfik Efendi’nin oğludur. Romandaki olumsuz tiplerden biridir. Saygısız, ahlaksız biri olan Vehbi Bey, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal ile evlenir. İkbal’e uyguladığı şiddet sonucu İkbal’in ve karnındaki çocuğun ölümüne sebep olur. Ali Şekip Mirat-ı Şuun gazetesinde çalışan yazarlar arasında en çok bilgiye sahip olanıdır. Çok kitap okuduğu için hemen hemen her konuda biraz da olsa bilgisi vardır. Gazete’nin başına geçen Vehbi Bey’in ilk işi yazar fazlalığını bahane ederek Ali Şekip’i işten çıkarması olur. Ali Şekip işten çıkarıldıktan sonra bir dükkan açarak esnaf olur. Raci Ahmet Cemil’in tam tersi bir karakterdir. Yeni edebiyatı savunan Ahmet Cemil’in aksine eski edebiyatı savunur. Hiçbir şey bilmemesine rağmen her konuda atıp tutar. Ahmet Cemil’i hiç sevmez ve onun hatalarını arar. Ahmet Cemil’in yazılarını en ince ayrıntısına kadar inceler ve bir hatasını bulduğu zamanda bire bin katarak anlatır. Ailesi ile hiç ilgilenmeyen Raci, kazandığı tüm parayı Alman bir kadına harcar. Yaşadığı düzensiz ve serkeş hayat yüzünden sağlığı bozulur ve hastaneye kaldırılır. Mai ve Siyah Romanında Zaman Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin hayatı anlatılır. İlk kısımlarda Tepebaşı Bahçesindeki toplantıda yaşananlar anlatılır. Bu bölümlerde Ahmet Cemil karakteri okuyucuya tanıtılarak karakterin hayallerinden ve sanata bakış açısından söz edilir. Romanın devamında geçmişe dönülerek Ahmet Cemil’in 22 yıllık geçmişi okuyucuya sunulur. Romanda yaşanılan tarihe geri dönülerek Ahmet Cemil’in yaşayacağı iki yıl anlatılır ki asıl konu bu kısımlardadır. Kısaca Mai ve Siyah romanında Ahmet Cemil karakterinin 22 yıllık geçmişi ve devamında yaşadığı 2 yıllık süreç anlatılır. Mai ve Siyah Romanında Mekan Halid Ziya Uşaklıgil, bir yazar olan Ahmet Cemil’in hayatını anlattığı Mai Ve Siyah adlı romanında mekan-kişi ilişkisini çok iyi kullanır. Ahmet Cemil gibi sessiz, sakin ve içine kapanık bir karakter olan birinin bulunduğu mekanlarda ona uygun mekanlar olur. Halid Ziya Uşaklıgil bu mekanlar için genellikle karakterin yalnız kalmasını sağlayan sessiz, sakin yerler seçer. Mai ve Siyah adlı romanın dış mekanı İstanbul’dur. Olayların gerçekleştiği iç mekanlar Ahmet Cemil ve ailesinin yaşadığı Süleymaniye’deki ev, Mirat-ı Şuun gazetesinin matbaası, Hüseyin Nazmi’nin yaşadığı köşk’tür. Bunların yanı sıra Beyoğlu sokakları ve Beyoğlu’nda bulanan kahve ve eğlence yerleri iç mekanlar arasında sayılabilir. Mai ve Siyah Romanının Tahlili Halid Ziya Uşaklıgil’in, Namık Kemal’in, Recaizade Mahmut Ekrem’in Mehmet Rauf’un romanlarında işlediği başkarakterin yaşadığı evi kaybetmesi olgusu ile o dönemin Osmanlı Devleti’nin kötü gidişatına gönderme yapmak için kullanılarak devletin yıkılması durumunda halkında karakterler gibi zor durumda kalacağı anlatılmaya çalışılır. Yine aynı eserlerde babanın ölümünün gerçekleşmesi olgusu da aynı konuya gönderme yapmaktadır. Babanın ölümü devlet yönetiminin yıkılmasına, karakterin yaşadığı evi kaybetmesi ise vatan topraklarının kaybedilmesine gönderme olacaktır. Ahmet Cemil karakteri, hem sanat anlayışı hem de kişilik olarak Servet’i Fünun sanatçılarını; Raci ise eski edebiyatı temsil eder. Bu iki karakter arasındaki tezatlık ve çatışma hali dönemin eski-yeni tartışmalarının bir temsilidir sadece. Bazı araştırmacılar Ahmet Cemil’i Tevfik Fikret, Raci’yi ise Muallim Naci olarak kabul ederler. Kişilerin karşılaştırmasının doğruluğu bir yana Ahmet Cemil ve Raci’nin üzerinden yapılan eski edebiyat-yeni edebiyat tartışması kesindir. Halid Ziya Uşaklıgil romanlarında süslü ve ağır bir dil kullanır ve bu durumu kendiside kabul eder. Halid Ziya Uşaklıgil’in romanlarının günümüzde bile anlaşılması zor bir dili var. Yazar ağır ve sanatlı bir dil ile yazdığı eserlerini ölümünden önce 1938 yılında kendi sadeleştirir. Mai ve Siyah romanında işlenen temalardan biri şiir sanatıdır. Yazar bu tema ile kendi mensubu olduğu sanat topluluğunun anlayışını anlatır. Aşk, geçim derdi, görücü usulünün zararları gibi yan temalar bulunan Mai ve Siyah romanının asıl teması hayaller ve bu hayallerin yıkılması üzerinedir. Mai, hayalleri, siyah ise bu hayallerin yıkılışını ve hayatın gerçeklerini temsil eder. Realist ürünler ortaya koyan Halid Ziya Uşaklıgil’in, realist bir yazar olan Stendhal’dan etkilendiği düşünülürse romanına verdiği Mai ve Siyah adının Stendhal’ın Kırmızı ve Siyah romanından esinlenilmiş olduğu düşünülebilir.
KONUSUHayalleri olan bir gencin lise son sınıfta babasını kaybetmesiyle hayallerinin yıkılışı ve beraberindeki hayat mücadelesi. ÖZETİ Ahmet Cemil,babasının ölümünden sonra,binbir güçlükle okulu bitirir ve kız kardeşini ve annesini beslemek için çalışmak zorunda için elinden fazla birşey de yabancı dil bilmekten başka bildiği birşey kalsa,bütün çalışmalarını şiir üzerinde toplamayı;edebiyatımıza bir başka yön vermeyi ister. Ancak hayat mücadelesi onu çok genç yaşta karşılar. Ali Şekip ,Hüseyin Nazmi gibi arkadaşlarıyla başlıca tartışma konusu budur zaten. Raci gibi kendisini kıskanan,arkasından dedikodular yaratan birine rağmen şiirde birşeyler yapacağına inanır . Bir yandan , Ahmet Cemil ,bu sarı , uzun saçlı, mavi gözlü ,kalem parmaklı genç, Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşi Lamia’yı kaygısı onunla evlenmek,ona layık bir yuva bu mümkün olabilir mi? Olabilecek mi? Hep bunu hayal eder. Okulu bitirdikten sonra ,zavallı genç çok sıkıntılı günler gittiğin öğrencilerin şımarıklıklarına katlanmak zorunda kazanır ama, neler pahasına! Böylelerinden para kabul etmeğe mecbur kalmak ona pek ağır gelir . Başka çare de yoktur. Pek dayanamaz hale gelince , bu sefer kitapçılara polis romanları tercüme etmeye kalkar. O çağlarda pek sayılı olan bu kitapçılar da onun derisini boyu göz nuru dökerek yaptığı anlamsız tercümelere hiç denecek kadar az para verirler. Ne öyle eserleri tercüme etmek ister , ne de parasını üzüle üzüle almaya razı olur. Ahmet Cemil, günün birinde “Mirat-I Şuun” adlı gazetede çalışmaya başlar. Hayatı az çok düzene girer. Hatta ,gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, Ahmet Cemil’in kız kardeşi İkbal’le evlenir. O zaman Süleymaniye’de eski bir evde oturan Ahmet Cemil, kız kardeşini mutlu görmek hevesiyle güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları yüzünden başarılı olmaz. Evlenenler daha önce birbirlerini tanımadıkları için bağdaşamazlar. Vehbi Efendi çok kaba, durmadan içen , küstah bir kimsedir. Öyle alçak bir heriftir ki, karısı hamile olduğu sıralarda beslemelerini okşayarak onlarla gönül eğlendirir. Ahmet Cemil bu adiliklere dayanamaz .Gülle dokunmaya kıyamadığı biricik kız kardeşinin hırpalanmasına, hatta dövülmesine razı olmaz. Bir gece, Vehbi, İkbal’I öyle hırpalar, durumunu düşünmeden öyle bir tekme atar ki zavallı kadın çocuğunu düşürür. Ahmet Cemil, çıldırmış bir halde, arkadaşı Ali Şekip’in dükkanına kendini atar. Ali Şekip’e anasınden aldığı küpeleri, yüzükleri emniyet sandığına rehin etmekte kendisine yardım için gitmiştir. Kız kardeşini ölümden kurtarmak önlem zavallı İkbal’i ölümün pençesinden kurtaramaz. Hüseyin Nazmi, uzakça bir görevle dış işlerine tayin edilmiştir. Memmundur. Ahmet Cemil, bir gün onu ziyarete gider. Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini sanarak Ahmet Cemil’e başka bir haber daha verir. Lamia’yı zaman Ahmet Cemil Lamia’ya ait tek tük hatıra kırıntılarını bir daha yaşar. Bunlar, Lamia’nın çocukluğu ile ilgilidir. Zihninde, kızı, ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye an sevgisini itiraf etmeyi yoksulluğu, işşizliği aklına gelince bir yuva kuramayacağını kabullenir. Bundan da vazgeçer. Önce kardeşi, sonra Lamia… Geriye ne kalmıştır?Eseri mi?Genç adam,bütün ömrürünü koyduğu şiirlerini bir an bile duraklamadan ocağa atıp yakar. Yaşamı gözlerinde yaşlar,ağzında acı bir lezzetle seyreder. O esrin bir anlamı kalmamıştır artık. Madem ki Hüseyin Nazmi gidiyor, o da gidecektir. Bir gün Taksim bahçesinde oturuken ileriye ait tasarlarını, tasarladıklarını hatırlar. Şimdi o da Anadolu’da bir görev alıp gidecektir işte. Kendisine kırgınlıktan başka birşey sağlamayan bu İstanbul’dan kaçacaktır. Kararını yerine getirir. Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbulu, Cihangiri seyreder. Deniz karanlık, gece karanlıktır. Vaktiyle Tepe başında, gece, gözlerine bir elmas yağmuru gibi görünen ışıklar sanki sönmüştü. Şimdi her taraf simsiyahtı. Oda,güneşten, hayatın biçareliğiyle alay eden ışıktan kaçarak,sonsuz bir yoklukta mutlu ve rahat, yuvarlanıp gidecektir. ANAFİKRİİnsan hayatta karşısına çıkan zorluklara karşı mücadele etmeli,hayallerle gerçekleri birbirine karıştırmamalıdır. OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRMESİ AHMET CEMİL Başarılı bir lise hayatı sürerken,son sınıfta babasını kaybeder ve hayat mücadelesine çok erken şiire başka bir yön vermek iken babasının ölümü herşeyi alt üst olan bir ardından kızkardeşi İkbal’in ölümü,son olarak da yakın dostu olan Hüseyin Nazmi’nin kızkardeşi Lamia’nın evlenmesiyle tüm hayalleri yıkılır. HÜSEYİN NAZMİAhmet Cemil’in en yakın da Ahmet Cemil gibi şiire ağabeyidir. İKBALAhmet Cemil’in babasının ölümünden sonra annesine ve ağabeyine bağlılığı artmıştır. LAMİAHüseyin Nazmi’nin ve alımlı bir genç cemil’in kendisine olan aşkından hebersizdir. HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER Eser,dili ağır olduğu için pek anlaşılmamakta,devamlı dipnotlara bakma ihtiyacı rağmen olayların anlatılışı akıcı bir dille ifade şartlarının zor olduğu bir dönemde yazılan eser,insanın maddi durumunun hayatını nasıl etkilediği açık bir şekilde ortaya konmuştur YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ İstanbul’da başladıgı öğrenimini İzmir’de tamamladı. Öğretmenlik yaptı,çeşitli memurluklarda bulundu. Edebiyat hayatına 1884’te atıldı..Geniş bir kültüre ve bilgiye Fünun edebiyatının nesir alanında en güçlü kalemi edebiyatının en büyük romancısı olarak kabul konularda çoğunlukla aydınlar arasından şeçtiği halde, hikayelerinde daha çok halkın yaşayışını konu olarak seçmiştir. Diğer Roman Özetleri Kitap Özetleri Aşkı Memnu Özeti Halit Ziya UŞAKLIGİL Nemide Özeti Halit Ziya Uşaklıgil » Alt KategorilerPDF
Mai ve Siyah Kısa Özet Mai ve Siyah Kitabını Satın Alınırken Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler Nelerdir? Mai ve Siyah kitabı, yazar, öğretmen, memur, çevirmen Halit Ziya Uşaklıgil tarafından kaleme alınmıştır. Roman Servet-i Fünun neslinin romanıdır. Romanda olaylar merkezinde Ahmet Cemil olmak üzere, Mir’at-ı Şu?n gazetesi ve bu gazetenin basıldığı matbaa çevresinde geçmektedir. Mai ve Siyah konu olarak Yazı hayatına atılmak isteyen Ahmet Cemil’in hayalleri ve ideallerinin hayatın soğuk gerçekleriyle karşılaştıktan sonra yıkılışını ele almaktadır. Mai ve Siyah romanı, Servet-i Fünun edebiyatının temel konusu olan hayal-hakikat çatışmasını işlemiştir. Romanın ismi de bu çatışmayı temsilen Mai ve Siyah şeklinde seçilmiştir. Romanın başkarakteri, Süleymaniye’de babadan kalma evinde annesi Sabiha Hanım, kız kardeşi İkbal ve yardımcıları Seher ile birlikte yaşayan Ahmet Cemil’dir. Ahmet Cemil, Servet-i Fünun neslinin temsilcisi olarak mai hayaller kurar fakat bu hayalleri karanlık gerçeklerle sonuçlanır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Halid Ziya’ya kadar, romancı muhayyilesiyle doğmuş tek muharririmiz yoktur.”, “Bizde asıl romancılık Halid Ziya ile başlar. Bu geleneğin memlekette kazanacağı her zaferde onun payı olacaktır.”, “Mai ve Siyah, bir hayal kırıklığı romanıdır. Bu kitap için Türkiye’de nesli namına konuşan ilk eserdir, denebilir.” sözleriyle anlattığı büyük yazar Halit Ziya Uşaklıgil 1865, İstanbul Eyüp-27 Mart 1945, İstanbul İstanbul devresinde kaleme aldığı, olgunluk dönemi eserlerinden olan Mai ve Siyah romanında, çeşitli kesimlere mensup gençlerin yaşamlarını, hayallerini ve hayal kırıklıklarını anlatmıştır. Halit Ziya Uşaklıgil’in ilk edebi eseri, mensur şiir biçiminde kaleme aldığı “Aşkımın Mezarı” Tercüm?n-ı Hak?kat’te yayınlanmıştır. Mai ve Siyah Kitabının Fiyatı Nedir ve Nasıl Belirlenir? Mai ve Siyah kitabının fiyat aralığı 7 TL ve özel baskılar dahil 40TL arasında değişmektedir. Mai ve Siyah kitabının fiyatını belirleyen faktörler aşağıda listelenmiştir Yayıncının büyüklüğü Kitabın amaçlandığı pazar Yayın tarihi Kitaplarda kullanılacak olan malzemeler Yazar, illüstratör veya yazar-ressamın şöhreti Kitabın pazarlanması Kitabın sayfa sayısı Mai ve Siyah Kitabının Yazarı Kimdir? Mai ve Siyah kitabını Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. Halit Ziya Uşaklıgil, aslen Uşaklı olan ve İzmir’e yerleşmelerinin ardından Uşak?zadeler adıyla tanınan İzmir’in eski, köklü ve zengin bir ailesine mensuptur. 1961 yılında babasının halı dükkânı açmak için gittiği İstanbul’da Eyüp Balcılar yokuşunda dünyaya gelmiştir. Ailesi halı ticaretiyle uğraşmıştır. Dedesi Hacı Ali Efendi, İzmir’in yanı sıra Avrupa ticaret çevrelerince de tanınan büyük bir halı tüccarıdır. Babası Halit Efendi, ticaretle uğraşan, Batı hayat şeklini bilen, tasavvuf kültürüne ve edebiyatına yakınlık duyan birisidir. Mevl?na ve Hafız’ın sadık bir okuyucusudur. Annesi Behiye Hanım, soy itibariyle Kayseri’nin “Hacı Bey Ailesi” olarak bilinen, eski ve köklü bir ailesine mensuptur. Eğitim hayatına Mercan’daki bir mahalle mektebine başlamıştır. 93 Harbi’nin sebep olduğu felaketler ailesinin halı ticareti işini de etkilemiştir. Aile, 1878 yılının Mart ayında İstanbul’dan İzmir’e geri dönmüştür. Ermeni Katolik rahiplerinin idare ettiği, Fransızca eğitim veren Mekitarist Mektebi’nden 1883 yılında mezun olmuştur. Bu okuldaki hocalarının tavsiyeleriyle Batı’nın büyük yazarlarıyla tanışmıştır. Realist ve natüralist romancıları tanışmıştır. Okulu bitirdikten sonra özel hocalardan aldığı İngilizce, Almanca, Türk müziği dersleri sayesinde Halit Ziya Uşaklıgil, genç yaşta geniş bir entelektüel birikime sahip olmuştur. Çeşitli yayın organlarında çalışmış, gazete ve dergilerde yazılar yazmış, hikâye, roman, deneme, tiyatro, incelme ve anı türlerinde eserler vermiş, öğretmenlik ve memurluk yapmıştır. Halit Ziya Uşaklıgil’in altmış yıl devam eden yazı hayatında kitap halindeki eserlerinin sayısı, ölümünden sonra yayınlananlarla birlikte altmış dokuzu bulmuştur. Yazarın yayınlanan sekiz adet romanına bir bütün olarak bakıldığında, bireylerin mutsuzluk problemlerinin ele alındığı görülmektedir. Romanlarda ele alınan kişiler, çoğunlukla varlıklı, kültürlü, sanatkâr yaradılışlı, zarif, Batılı değerlere inanan, ancak hayat karşısında güçsüz kişilerdir. Halit Ziya Uşaklıgil, aynı zamanda çok başarılı bir küçük hikâye yazarıdır. Küçük hikâyelerinin sayısı 125’i bulmuştur. Yazar, kahramanlarının iç dünyalarını tahlil etmeyi, onları kendi çevreleri içinde göstermeyi esas almıştır. Sanatkârane ve zarif bir üslupla eserlerini kaleme almıştır. Yazıları Servet-i Fünun, İkdam, Mektep, Peyam-ı Sabah gibi İstanbul’un önde gelen gazete ve dergilerinde yayınlanan yazar, oğlu Halil Vedat’ın trajik ölümünün ardından yaşamla arasındaki bağları koparmıştır. Tedaviyi reddettiği uzun bir hastalık döneminin ardından 27 Mart 1945 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. Bakırköy Mezarlığı’nda aile kabristanına defnedilmiştir. Mai ve Siyah Kitabının Sayfa Sayısı Kaçtır? Mai ve Siyah kitabı 360 sayfadan oluşmaktadır. Yayınevine ve özel baskısına göre sayfa sayısında değişiklikler olmaktadır. Mai ve Siyah Kitabının Türü Nedir? Servet-i Fünun döneminin en ünlü yazarlarından biri olan Halit Ziya Uşaklıgil’in eseri Servet-i Fünun neslinin romanıdır. Neslinin edebi şöhrete kavuşma arzusunu, basın hayatının gerçek yüzünü, gerçekleşmeyen hayallerin insanda yarattığı üzüntüyü anlatmaktadır. Mai ve Siyah Kitabının Konusu Nedir? Mai ve Siyah, Süleymaniye’deki babadan kalma mütevazı evlerinde kız kardeşi İkbal ve annesi Sabiha Hanım ile birlikte yaşayan Ahmet Cemil’in şair olma arzusunu ve bu arzusunun hayal kırıklığı ile sonuçlanmasını konu edinmiştir. Romanda hayatta hayallerinin izinden gitmeye çalışan Ahmet Cemil’in kısa zamanda hayatın soğuk gerçekleri ile karşılaşmasına tanıklık ederiz. Mai ve Siyah Kitabının Karakterleri Kimlerdir? Mai ve Siyah Romanın karakterleri aşağıda listelenmiştir. Ahmet Cemil Romanın başkarakteridir. Olaylar Ahmet Cemil’in etrafında şekillenmiştir. İyi eğitimli, hayalci, içe kapanık bir karaktere sahiptir. Edebiyata oldukça ilgili ve edebiyat hakkında bilgi sahibi olan Ahmet Cemil’in en büyük arzusu tanınmış bir edebiyatçı olmaktır. İkbal Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Mutsuz bir evlilik yapmıştır. Kocasında sert bir tekme darbesi yemesinin ardından çocuğunu düşürmüş ve vefat etmiştir. Vehbi Bey Küstah, sorumsuz, ahlaksız bir adamdır. Ahmet Cemil’in eniştesi, İkbal’in kocasıdır. Karısına çok kötü davranır, evin hizmetçisi Seher’i taciz eder ve Ahmet Cemil’i kandırarak babasından kalan evi ipotek ettirir. Hüseyin Nazmi Ahmet Cemil’in en yakın arkadaşıdır. Batı kaynaklı yeni şiirin savunucularındandır. Zengin bir aileye mensuptur. Zengin bir kütüphaneye sahiptir. L?mia Ahmet Cemil’in yakın arkadaşı Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Piyano çalan kültürlü bir genç kızdır. Ahmet Cemil bu kıza platonik bir aşk duymaktadır. Seher Ahmet Cemil’in ailesinin hizmetçisidir. Namuslu, saygılı bir genç kızdır. Ailenin hizmetçisinden çok bir parçası gibidir. Raci Mir’at-ı Şu?n gazetesinin yazarı, Ahmet Cemil’in aksine eski şiiri savunan, sürekli sarhoş bir halde gezen, ailesi ile ilgilenmeyen bir şairdir. Ahmet Cemil’i kıskanır ve onu sürekli karalamaya çalışmaktadır. Ali Şekip Mir’at-ı Şu?n gazetesini en bilgili yazarıdır. Mütevazı bir kişiliğe sahiptir. Gazeteden kovulmasının ardından kâğıt dükkânı açarak esnaflığa başlamıştır. Mai ve Siyah Kitabı Kimler İçin Uygundur? Mai ve Siyah romanının hem günümüz Türkçesine uygun sadeleştirilmiş biçimi hem de sadeleştirilmemiş biçimi bulunmaktadır. Bu da romanı her yaş gurubuna uygun hâle getirmiştir. Tüm edebiyatseverler için uygundur. Mai ve Siyah romanını okuyabilecek yaş gurupları aşağıda listelenmiştir. 18-22 yaş arası 25-34 yaş arası 35-44 yaş arası 45-54 yaş arası 55-64 yaş arasıdır. Mai ve Siyah Kitabı Kişisel Gelişime Nasıl Katkı Sağlar? Mai ve Siyah romanı yazıldığı dönemin gençliğini ve edebi çevrenin durumunu yansıtmaktadır. Servet-i Fünun edebiyat anlayışını da en iyi yansıtan eserlerdendir. Mai ve Siyah romanının kişisel gelişime katkıları aşağıda listelenmiştir. Mai ve Siyah kitabı Servet-i Fünun edebiyatının roman anlayışını kavramayı sağlar. Mai ve Siyah kitabı eserin yazıldığı dönemin edebiyat çevrelerinin durumunu anlamayı sağlar. Mai ve Siyah kitabı hafızayı güçlendirir. Mai ve Siyah kitabı hayal gücünün gelişmesine katkı sağlar. Mai ve Siyah kitabı okurların empati kurma kabiliyetini geliştirir. Mai ve Siyah Kitabı İçin Kapak Fotoğrafı Nasıl Çizilir ? Bilgilenme ve kültürel gelişme aracı olan kitap, günümüz iletişim ve bilgi çağında hem görsel hem içerik alanı içinde sayfa düzeni, kapak tasarımı ile bir sanat yapıtı ve yazar ile okur arasında ilk iletişimi sağlayan kaynaktır. Kitap kapağı, içeriğindeki mesajı görsel iletişim yoluyla hedef kitleye duyurma işlevini, estetik nitelikleriyle birlikte, resim ve yazıyı birbirini tamamlayan bir düzenleme içinde önem arz etmektedir. Kitap kapağı, yazar ile okur arasındaki mühim bir köprüdür. Kapak fotoğrafları aynı zamanda içerikteki espriyi, konunun anlamını ve dinamizmini görsel açıdan güzel bir görünüm içinde yansıtmalıdır. Çünkü kitap tüketiciye yani okura sunulmak üzere, kapağıyla paketlenmiş bir nesne durumundadır. Kitap kapağı ile kendisinin reklamını yapar ve kitap ile okuyucunun arasında bağ kurmasını sağlar. İllüstrasyon, grafik tasarım içinde önemli bir yere sahiptir. İllüstrasyon bilgiyi bazen tasvir etmek, bazen yorumlamak bazen de belgelemek için kullanılmaktadır. Kitap kapağı illüstrasyonları yayın illüstrasyonlarına girer. Yayın illüstrasyonları; gazete, dergi, kitap ve ansiklopedilerdeki makale, haber, öykü, roman, şiir ve açıklamalara eşlik eder. Yayın sektöründe çalışan bir illüstratör, üzerinde çalışacağı metnin içeriği hakkında bilgi ve görüş sahibi olmalı, metindeki mesaj ve duyguyu resim diline aktarabilmelidir. Yayın illüstrasyonu içinde en rahat ve esnek çalışabilecek alan çocuk öykü kitaplarıdır. İllüstratör, metne estetik ve fantastik destek vermek için kendi yorumunu katabilir. Milli Eğitim Bakanlığı 1984 kitabı için kapak fotoğrafının çizilme aşamaları aşağıda listelenmiştir. Eskiz hazırlama Eskiz hazırlamak kitap kapak fotoğrafı için ön çalışma aşamasıdır. Kapakta kullanılacak resmin konusuna karar verilir. Görsellerin yüzey üzerinde kullanılacak alan belirlenir. Görseller okuyucu kitlesine göre belirlenir. Görsellerin kitabın içeriği ile uygun olması kontrol edilir. Boyama teknikleri ile çalışma sonlandırılır. Mai ve Siyah Kitabı İçin Kullanılan Malzemeler Nelerdir? Mai ve Siyah kitabı için kullanılan malzemeler ve bu malzemeler kullanılırken dikkat edilmesi gerekenler aşağıda listelenmiştir. Bir cilt, birbirine bağlı yaprak kümesidir. Her kitap bir cilttir ve ciltlere bölünmektedir. Cildi sağlam, dayanıklı olmalı ve sayfalar dağılmamalıdır. Sayfaları kalın, temizlenebilir, kullanışlı olmalıdır. Kapak resimleri kitabın konusuyla ilgili, canlı ve çekici olmalıdır. Kitabın kâğıdı olabildiğince sağlam ve en az ikinci hamurdan olmalıdır. Mat renkli kâğıda öncelik verilmelidir. Mai ve Siyah Benzeri, Roman Türündeki Diğer Eserler Nelerdir? Mai ve Siyah benzeri, roman türündeki diğer eserler aşağıda listelenmiştir. Aşk-ı Memnu - Halit Ziya Uşaklıgil Eylül - Mehmet Rauf Kırık Hayatlar - Halit Ziya Uşaklıgil Nesl-i Ahir - Halit Ziya Uşaklıgil Genç Kız Kalbi - Mehmet Rauf Hayal İçinde - Hüseyin Cahit Yalçın Halas - Mehmet Rauf Böğürtlen - Mehmet Rauf Define - Mehmet Rauf Serap - Mehmet Rauf Kan Damlası - Mehmet Rauf Karanfil ve Yasemin - Mehmet Rauf Halit Ziya Uşaklıgil Benzeri Yazarlar Kimlerdir? Halit Ziya Uşaklıgil benzeri yazarlar aşağıda listelenmiştir. Mehmet Rauf Hüseyin Cahit Yalçın Tevfik Fikret Ahmet Hikmet Müftüoğlu Süleyman Nazif Ali Ekrem Bolayır Faik Ali Ozansoy İsmail Safa Ahmed Raşit Rey Hüseyin S?ret Özseven Hüseyin Rahmi Gürpınar Ahmet Rasim Cenap Şahabettin
eğitim öğretim ile ilgili belgeler > kitap özetleri > roman özetleri MAİ VE SİYAH ÖZET KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ Halit Ziya Uşaklıgil Romanın Konusu Roman türünün edebiyatımızdaki en güzel örneklerinden olan Mai ve Siyah’ta yazar yaşanılan bir dönemin sosyo kültürel durumunu gözler önüne sermiştir. Yazar romanda okuyucuya dönemin yaşantısını bakış açısından vermeye çalışmıştır. Bu bakış açısında kendi içinde bir objektiflik ve realistlik göze çarpar. Mai ve Siyah dönemin bütün toplumsal sorunlarını gündeme getiren bir roman olmuştur. Yazar dönemindeki bir takım sorunları kahramanları vasıtasıyla okuyuculara açıklamıştır. Yazar bu romanda neslinin şair idealini ele alır, o zamanki sanat ve basın dünyasını yer yer çok gerçekçi çizgilerle tasvir eder. Bu tasvirlerde insanların duyguları çok güzel işlenmiştir. Eser aşırı duygusal ve romantik bir romandır. Romanın Özeti çok doğru, iyi kalpli bir avukatın oğludur. Annesi ise erdemli bir kadındır. Öğrenimine resmi okullarda başlar. Öğrenimi sırasında babası vefat eder. Okulu bitirir bitirmez kız kardeşine ve annesine bakmak zorunda kalır. Fakat elinden fazla bir bilgi iş gelmemektedir. Yabancı dil bildiği için sadece evlerde ders vermektedir. Bir de şiir yazmaktan başka bir becerisi yoktur. Ders verdiği öğrencilerin yaptığı şımarıklıklar onu bezdirmiş ve bu işi bırakmasına sebep olmuştur. Daha sonra gecesini gündüzüne katarak Fransızca kitap tercümesi yapmış fakat emeğinin karşılığını alamamıştır. Gittikçe umutsuzluğa kapılmıştır. Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşi Lamia’yla evlenecek midir? Edebiyatımıza yeni bir yön verebilecek midir? En sonunda Mirat-i Suun adlı gazetede iş bulur ve gazetede tercümeler yapmaya başlar. Hayatı az çok düzene girmeye başlar. Hatta gazete sahibinin oğlu Vehbi Efendi, kız kardeşi İkbal ile evlenir. O zaman Süleymaniye’de eski bir evde oturan kız kardeşini bahtiyar görmek hevesiyle, güzel bir düğün yapar. Ama bu evlilik, o zamanın evlenme şartları yüzünden başarılı olmaz. Evlenenler daha önceden birbirlerini tanımadıkları için, bağdaşamazlar. Vehbi Efendi gayet kaba, boyuna içen, küstah bir kimsedir. Bir gece Vehbi Efendi hamile olan İkbal’i öyle hırpalar, öyle bir tekme atar ki, zavallı kadın çocuğunu düşürür. çıldırmış gibidir, onu Ali Şekip zor zapt etmektedir. Kız kardeşini ölümden kurtarması lazımdır. Aldığı bütün tedbirlere karşı İkbal’ı ölümün pençesinden kurtaramaz. Hüseyin Nazmi uzakça bir vazifeyle dışişlerine tayin edilmiştir. bir gün onu ziyarete gider. Bir aya kadar memleketten ayrılacak olan Hüseyin Nazmi, sevineceğini zannederek başka bir haber daha verir, Lamia’yı evlendiriyorlardır. Zihninde kızı ailesinin ısrarıyla evlenmeyi kabul etmiştir diye tasarlar. Bir an sevgisini itiraf etmeyi düşünür fakat bir yuva kuramayacağını anlayınca vazgeçer. Bütün umutları, gelecekle ilgili planları bir bir sönmüştür. Geriye ne kalmıştır. Bütün ömrünü koyduğu şiirleri mi? Bir an bile durmadan onları da ocağa atıp yakar. Yanışını gözlerinde yaşlarla izler. O eserin zaten bir anlamı kalmamıştır. Mademki Hüseyin Nazmi gidiyor, o da gidecektir. Anadolu da bir vazife alıp gidecektir. Kararını yerine getirir. Dertli anasını alarak bir vapura biner. Gece karanlığında, son defa İstanbul’u seyreder. Vaktiyle bütün ışıklar ona elmas gibi görünüyordu fakat şimdi her yer simsiyahtır. Romanın Ana Fikri Eserin tema için karamsarlık, ayrılık, aşk, pişmanlık diye tek bir şey söylemek mümkün değildir. Bunun içindir ki bunların hepsini içine alan kader belki de bu eserin teması olabilir. Mai ve Siyah bize İstanbul’daki sanat ve edebiyat çevrelerini yansıtan başarılı romanlardan biridir. Romanın kahramanları olan A. Cemil’in basın ve yayın hayatının merkezi olan çevrelerle ilişkisi bize dönemindeki edebiyat ve kültür hareketlerini yansıtmıştır. Mai ve Siyah bu bakımdan Servet-i Funun edebiyat akımının romanı sayılır. Romandaki Kişiler ve Olaylar Ahmet Cemil Romanın baş kahramanıdır. Olaylar onun etrafında oluşur. Genç, yakışıklı, zeki, tuttuğunu koparan, aklına koyduğunu yapan, yeni bilgi edebiyat anlayışını temsil eden bir kişiliktir. Raci Ahmet Cemil’in karşısında olan yani eski edebiyat anlayışını temsil eden,onunla zıt fikirlere sahip, onu çekemeyen ve onun yolunu kesmeye çalışan birisidir. İkbal Ahmet Cemil’in hayatını adadığı sevgili kız kardeşi, iyi kalpli, masum, güzel hayattan çok acı çekmiş, bahtı kara birisidir. Vehbi Bey İkbal’in kocasıdır. Kaba, bencil, boyuna içen, küstah, karısına kötü davranan, onun ölümüne sebep olan alçak bir heriftir. Lamia Ahmet Cemil’in çocukluktan kalma en büyük aşkıdır. Ahmet Cemil’in evlenmek istediği, sevdiği, hayatındaki ideal kadın. Hüseyin Nazmi Lamia’nın abisi ve Ahmet Cemil’in yakın arkadaşı. Ahmet Cemil ile edebiyat tartışmalarına giren, onu kabullenen ve destekleyen birisidir. Romanın Hakkında Kişisel Görüş Eser, dili ağır olduğu için pek anlaşılmamakta, devamlı dipnotlara bakma ihtiyacı hissedilmektedir. Buna rağmen olayların anlatılışı akıcı bir dille ifade edilmektedir. Hayat şartlarının zor olduğu bir dönemde yazılan eser, insanın maddi durumunun hayatını nasıl etkilediği açık bir şekilde ortaya konmuştur “ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu Adamsınız vallahi proje ödevim için çok yararlı oldu. ->Yazan Nejat 9. **Yorum** ->Yorumu şahane bir site burayı sevdimm ->Yazan Buse. Er 8. **Yorum** ->Yorumu SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM... ->Yazan sıla 7. **Yorum** ->Yorumu valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden mugladan sevgiler.... ->Yazan kara48500.. 6. **Yorum** ->Yorumu çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim. ->Yazan Tuncay. 5. **Yorum** ->Yorumu ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. ->Yazan efe . 4. **Yorum** ->Yorumu ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun ->Yazan rabia.. 3. **Yorum** ->Yorumu Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim ->Yazan pınar.. 2. **Yorum** ->Yorumu çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor ->Yazan ESRA.. 1. **Yorum** ->Yazan aziz eken ->Yorumu arkadaslar çok hos bir roman...bence halit ziya usakligilin en güzel romani. >>>YORUM YAZ<<<
Eğitim Öğretim İle İlgili Tüm Belgeler > Kitap Özetleri > Roman Özetleri MAİ VE SİYAH 3 ÖZET KİTAP ÖZETİ ROMAN ÖZETİ Kitabın Yazarı Halit Ziya Uşaklıgil Romanın Konusu, Açıklaması Türk romanının önemli eserlerinden biridir. Bir nesil romanıdır. Tanzimat sonrası Türk edebiyatının önemli dönemlerinden olan Servet-i Fünun neslinin edebiyat anlayışını, hayata bakışını ortaya koyan bir eserdir. Roman, hayalleri temsil eden “mavi” ile başlar, gerçekleri temsil eden “siyah” ile biter. Yazar bu şekilde, hayatın gerçeklerinin hayallere üstün geleceğini ifade eder. Romanın Kahramanları, Kişileri, Şahıs Kadrosu Ahmet Cemil Yirmi yaşlarında, mülkiyeyi yeni bitirmiş, hayata dair umutları olan biridir. En büyük hayali, çok meşhur bir şair olmaktır. Ancak hayat karşısında pasiftir. Gerek hayalleriyle, gerekse dünyaya bakışıyla Servet-i Fünun neslinin prototipidir. Hüseyin Nazmi Ahmet Cemil’in en yakın arkadaşıdır. Ahmet Cemil’le beraber edebiyat sohbetleri yapar. Ahmet Cemil gibi hayalci olmadığından dolayı, hayat karşısında yenilmez. Lamia Hüseyin Nazmi’nin kız kardeşidir. Servet – i Fünun edebiyatının ideal kadın tiplerindendir. Sanattan anlayan, piyona çalabilen bir kızdır. İkbal Ahmet Cemil’in kız kardeşidir. Ahmet Cemil’in üç büyük hayalinden biri İkbal’e mutlu bir evlilik yaptırtmaktır. Romanın talihsiz kahramanlarındandır. Yaptığı evlilik ölümüne sebep olur. Romanın Özeti Roman, Taksim Tepebaşı’nda yenilen bir yemekle başlar. Mirat-ı Şuun gazetesinin yazarları yemekli bir toplantı yapmaktadırlar. Roman başladığında yemek bitmiştir. Herkesin canı sıkılmaktadır. Ahmet Cemil de yemeğe katılanlar arasındadır. Ahmet Cemil’in de canı sıkılınca bahçeye çıkar ve mavi bir atmosferde hayaller kurmaya başlar. Böylece roman “mavi”yle yani hayallerle başlamış olur. Ahmet Cemil’in üç hayali vardır Çok meşhur bir şair olmak, kız kardeşi İkbal’i mutlu olabileceği birisiyle evlendirebilmek ve sevdiği kızla evlenmek. Roman, Ahmet Cemil’in bu hayallerinin ne şekilde sonuçlandığı konusunu ele alır. Tepebaşı’nda Ahmet Cemil’in hayallere dalmasından sonra, çocukluk yıllarına gidilir. Ahmet Cemil, okulda çok başarılı bir çocuktur. Mutlu bir ailesi vardır. Orta öğreniminin ardından mülkiyeye siyasal bilimler girer. Ancak burada okurken babasının ölmesi Ahmet Cemil’i sarsar. Ahmet Cemil, ailesinin geçimini sağlamak için idealinin dışında işler yapmak zorunda kalır. Yabancı dil bildiği için yayınevlerine basit macera romanları çevirir. Kendisi edebî değerleri yüksek eserler çevirmek istemesine rağmen, yayınevleri basit eserler çevirmesini tercih etmektedir. Diğer yandan da sengin çocuklarına özel ders verir. Buralardan elde ettiği gelirlerle ailesini kırk kanaat geçindirir. Bu zorluklara rağmen onurunu korumaya, temiz giyinmeye önem verir. Bu zorluklar karşısında, Ahmet Cemil, hayallerine bağlanır. Eserine çok güvendiği için başka bir işte de çalışmayan Ahmet Cemil arkadaşlarının tavsiyesiyle Mirat-ı Şuun gazetesinde çalışmaya başlar. Tepebaşı Bahçesi Servet-, Fünun dönemi aydınlarının sevdiği mekanlardan biridir. Ahmet Cemil de bu bahçeye giderek arkadaşı Hüseyin Nazmi’yle beraber şiir okuyup edebiyat üzerine sohbet etmektedir. Hüseyin Nazmi’nin Lamia adlı bir kız kardeşi vardır. Lamia zengin, mutlu ve Batılı tarzda eğitim almış kültürlü bir kızdır. Ahmet Cemil, Lamia’ya aşıktır. Lamia’yla evlenip mutlu bir yuva kurmak onun en büyük hayallerinden biridir. Ahmet Cemil, hayatın zorluklarıyla mücadele etmenin yanında eski edebiyat taraftarlarını temsil eden Raci ile edebiyatla ilgili tartışmalar yapar. Raci, ailesine bakmayan, küçük çocuğunu çalıştırıp kendisi eğlence alemlerinde vakit geçiren bir şairdir. Ahmet Cemil’in yazdığı şiirlerin eski edebiyat tarzında yazılan şiirler olduğunu iddia eder. Ahmet Cemil’i kötülemek için her yola başvurur; ama başarılı olamaz. Ahmet Cemil’in bütün bu hayalci kişiliğine karşılık hayatın gerçekleri acıdır. Kısa zaman sonra Ahmet Cemil’in hayalleri bir bir sarsılmaya ve yıkılmaya başlar. Mirat-ı Şuun gazetesinin sahibinin oğlu Vehbi Efendi’nin, kız kardeşi İkbal ile evlenmesi, Ahmet Cemil’in hayallerine ilk sebeptir. Ahmet Cemil ilk başta kız kardeşinin Vehbi Efendi ile bilgi mutlu olacağını düşünür. Ancak Vehbi Efendi kötü bir kişidir. İkbal’i devamlı dövmekte, ona kötü davranmaktadır. Vehbi Efendi, babasının ölümünden sonra gazetenin idaresini eline aldığından dolayı Ahmet Cemil’i gazeteden kovar. Bütün bunlara katlanmaya çalışan Ahmet Cemil, İkbal’e kötü davranıldığını, döve döve çocuğunun bile düşürtüldüğünü öğrenince kız kardeşini kocasından ayırarak yanına alır. Ancak İkbal gördüğü zulümlerden dolayı uzun süre yaşayamaz ve ölür. İkbal’in ölümü Ahmet Cemil’i çok üzer. Böylece Ahmet Cemil’in üç hayalinden biri yıkılmış olur. İkbal’in ölümünün hüznünü tam atlatamamış olan Ahmet Cemil, aldığı başka bir haberle ikinci hayalini de kaybeder. Arkadaşı Hüseyin Nazmi, Avrupa’da bir görev almıştır. Ahmet Cemil de arkadaşını tebrik etmeye gider. Hüseyin Nazmi’nin evine gidince, Hüseyin Nazmi, kız kardeşi Lamia’nın bir subayla nişanlandığını söylemiştir. Bu haber, Ahmet Cemil’in ikinci hayalinin de yıkımı anlamına gelir. Romanın başında mavi hülyalar içinde geleceğe umutla bakan Ahmet Cemil, yaşadıklarından sonra, büyük bir karamsarlığa kapılır. Mavi hayallerin yerini siyah gerçekler almaya başlar. Ümitsizlik içinde yaşarken üçüncü hayali olan eserinin onu hayata bağlayıp bağlayamayacağını düşünür. Ancak bu eserin de kendine bir fayda getiremeyeceğine inanır. Yıllardır yazdığı ve büyük hayaller beslediği eserini ocağa atıp yakarak üçüncü hayalini de yıkar. Eserin yakılmasıyla beraber Ahmet Cemil’in hayatında mavi adına hiçbir şey kalmamıştır. Her şey siyahtır. Nitekim romanın sonunda, siyah bir gecede bir vapura binerek İstanbul’dan uzaklaşır. Uzak bir yerde aldığı kaymakamlık görevine gider. Romanın Ana Fikri Eserin tema için karamsarlık, ayrılık, aşk, pişmanlık diye tek bir şey söylemek mümkün değildir. Bunun içindir ki bunların hepsini içine alan kader belki de bu eserin teması olabilir. Mai ve Siyah bize İstanbul’daki sanat ve edebiyat çevrelerini yansıtan başarılı romanlardan biridir. Romanın kahramanları olan A. Cemil’in basın ve yayın hayatının merkezi olan çevrelerle ilişkisi bize dönemindeki edebiyat ve kültür hareketlerini yansıtmıştır. Mai ve Siyah bu bakımdan Servet-i Funun edebiyat akımının romanı sayılır. Romanın Hakkında Kişisel Görüş Eser, dili ağır olduğu için pek anlaşılmamakta, devamlı dipnotlara bakma ihtiyacı hissedilmektedir. Buna rağmen olayların anlatılışı akıcı bir dille ifade edilmektedir. Hayat şartlarının zor olduğu bir dönemde yazılan eser, insanın maddi durumunun hayatını nasıl etkilediği açık bir şekilde ortaya konmuştur “ROMAN ÖZETLERİ ” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYIN>>TIKLAYIN>>TIKLAYINYorumu valla site süper bir sürü site araştırdım bu site kadar bilgilisi yoktu sayenizde yüksek not aldım çokkk teşekkürler ->Yazan kevser 9. **Yorum** ->Yorumu şahane bir site burayı sevdimm ->Yazan Buse. Er 8. **Yorum** ->Yorumu SIZIN SAYENIZDE YÜKSEK BIR NOT ALDIM SIZE TESSEKÜR EDIYORUM... ->Yazan sıla 7. **Yorum** ->Yorumu valla bu site çok süper .Bu siteyi kuran herkimse Allah razi olsun tüm ödevlerimi bu siteden mugladan sevgiler.... ->Yazan kara48500.. 6. **Yorum** ->Yorumu çok güzel bir site. kurucularına çok teşekkür ederim başarılarınızın devamını dilerim. ->Yazan Tuncay. 5. **Yorum** ->Yorumu ilk defa böyle bi site buldum gerçekten çok beğendim yapanların eline sağlık. ->Yazan efe . 4. **Yorum** ->Yorumu ya valla çok güzel bisi yapmışınız. Çok yararlı şeyler bunlar çok sagolun ->Yazan rabia.. 3. **Yorum** ->Yorumu Çok ii bilgiler var teşekkür ederim. Çok süper... Ya bu siteyi kurandan Allah razı olsun ..... süperrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrrr. Çok iyiydi. isime yaradı. Her kimse bu sayfayı kurduğu için teşekkür ederim ->Yazan pınar.. 2. **Yorum** ->Yorumu çok güzel site canım ben hep her konuda bu siteyi kullanıyorum özellikle kullanıcı olmak zorunlu değil ve indirmek gerekmiyor ->Yazan ESRA.. 1. **Yorum** ->Yorumu Burada muhteşem bilgiler var hepsi birbirinden güzel size de tavsiyeederim. ->Yazan Hasan Öğüt. >>>YORUM YAZ<<< Adınız Yorumunuz Yorumunuzda Silmek istediğiniz kelime veya cümle varsa kelimeyi fare ile seçinve delete tuşuna basın... E MailZorunlu Değil
mai ve siyah özet uzun