kırk katır mı kırk satır mı ne demek
Kubilay "Kırk katır mı kırk satır mı?"ya karşı boykot çağrısı. Parlamentoda CHP ve AKP'nin sözcülüklerini yaptığı güçler arasında, yargı üzerinde hangi güç merkezinin belirleyici bir rol oynayacağı konusunda bir gerilim yaşanıyordu.
Ülkemizdesağın sağ, solun da sol olmadığını açıkça incelemiş olduk. Bu saçmalık ortamı içerisinde kırk katır mı kırk satır mı diyebilirsiniz; ki derseniz siyasetin ne olduğunu anlamaya başlamışsınız demektir. Son olarak bir de Atatürk’ün siyaset anlayışı nasıl bir şeydir ona bir bakalım.
Geçmişi zerre kadar sorgulamadan, bir hata yapmış olma ihtimalini kendilerine asla yakıştırmadan, göğüslerini gere gere ne denli haklı olduklarını haykırdılar. Bir hırsız güruha baka baka, kendilerinin ne denli doğru yolda olduklarına imanları arttı, kırk katır değilmiş demek ki kırk satır dediler. Hukuku, adaleti
01:41 Adana Demirspor, Çaykur Rizespor maçı hangi kanalda ne zaman?. 01:35 İzmir'de parkta 63 yaşında bir erkek cesedi bulundu . 01:28 Asker eğlencesinde silahlı kavga: 1 yaralı
Kırkkişi ile flört eden el ele tutuşma, hediyeleş, her sabah günaydın, her akşam iyi geceler demeden yatmama sonrası ne yani sevgili mi olacaktık diyen. Flört olmak istediğin ilişki olmak istediğin kişi ise işler orda sarpa sarıyor. Bu yüzden insanlar flört evresini seviyor.
nama nama benda dari a sampai z. Çipras henüz referandum sorusunu netleştirmedi ama aradığı cevap belli "AB planına hayır!" Fakat anketler halkın Çipras ile aynı fikirde olduğunu söylemiyor. Halkın %57'si, "AB'de kalalım" diyor ama "acı reformlara" rıza göstermiyor. Peki, ne olacak? AB'nin birliğini tehdit eden, euro için tehlike çanları, İspanya, İtalya ve Portekiz gibi Güney Avrupa ülkeleri için de "ben de isterem" emsali olacak Yunanistan'ın referandumu, kökü daha derinde bir sorundan kaynaklanıyor. Küresel krizde konut balonundan başlasa da aslında temel sıkıntı, türev ürünleri ve şeytani inovasyon sonucu paradan para kazanma kültüründe yatıyordu. Önce şirketler iflas etti, ardından ülke iflasları gündeme geldi. Geniş halk kitlelerini soyup bankaları kurtaranlar bugün aynısını Yunanistan'da deniyor. Ya Yunan halkı? Paradan para kazanma dönemi kapanınca sponsoru AB'nin durgunluk zaafı, başına bela olmuş. 2014'te şampanya tüketiminin %14 arttığı ülkede para sahiplerinin keyfi yerinde... Sorun, günde 60 euro ile sınırlandırılan halkın hayatına getirilen ilave yüklerde yatıyor. Bana göre referandumdan ne çıkarsa çıksın, çözüm olmayacak. Ne "intihar etmeyin" diyenler ne de "IMF'yi kovalım" diyenler kazanacak. Zira Komşu, üretimi kaybetti... Elindeki ekonomi araçları, turizm, gemi işletmeciliği ve zeytinyağından ibaret... Kırk katır mı kırk satır mı? Anlaşma sağlansa bile Yunan halkı önerilen reformları daha doğrusu ölüm diyetini yerine getirmeyecek. AB'den ve Euro'dan ayrılması halinde ise dev kriz onu bekliyor olacak. Hangisi daha hayırlı? Eğer bize benziyorlarsa kriz, AB vesayetinden daha iyi. Hiç değilse üretimi yeniden keşfedebilecekler. 2001'de biz de geçtik o yoldan zira... Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Hikmet Köksal Dil söylemeye, kalem yazmaya hicap duyuyor. Türkiye’nin gündemi, Antalya’nın Elmalı ilçesinde babaannenin şikâyeti ile ortaya çıkan iki küçük çocuğa yaşatılan cinsel istismar olayı… Olayın ortaya çıkıp toplumun öfkesi kabardıkça hukuk ve medya tabanında her kafadan bir ses çıkıyor. Daha önce de benzer vakalar yaşandığında canı yanan toplum, sapığı “kırk katırla kırk satır” arasında götürüp getirmişti. Ama ne şiddet ve tecavüz bitti ne toplumun öfkesi dindi. Herkes, bu ve benzer faciaların arkası nasıl kesilir? Sorusuna hâlen cevap arıyor. Verilebilecek en ağır cezanın bile ileride benzer olayların yaşanmasını engelleyemeyeceğini öngören kimi eğitimciler “Hukukun üstünlüğünü kurmuş bir toplumun görevi o sapıkların işini kolaylaştırmak değil, tam tersine onlara engel olmak ve bir sonraki sapığın ortaya çıkmasının önüne geçmektir” diyor. Yanlış giden işleri düzeltecek bir toplum hayal ediyoruz ama o bir türlü ete ve kemiğe bürünmüyor. “Toplum” dedi mi zaten top taca çıkıyor, sorumlular buharlaşıyor ve bazıları da sorumluluktan sıyırıyor. Tamam da; suç işlendiğinde en ağır değil, “Hak ettiği cezayı” vermediğinizde yerine ne koyacaksınız?.. Verilebilecek en ağır cezanın bile yeni sapıkların ortaya çıkmasını engelleyemeyeceğini söyleyenler, hukukun üstünlüğünü kurmuş toplumdan ve hukukun üstünlüğünden ne anlıyor? Yeri gelmişken hatırlayalım; üzerindeki beylik silahını almak için güvenlik görevlisini öldüren bir katilin daha önce 7 kişiyi yedi kişi… öldürüp infaz kanunu gereği dışarıda gezen şeddeli bir cani olduğu ortaya çıkmıştı. Toplumun öfkesi köpürünce bir büyüğümüz katilin eski infaz yasası gereği 24 yıl içeride yattığını şimdi ise bu sürenin 36 yıla çıktığını söylemişti !.. O zaman biraz hukuktan ve hukukun üstünlüğünden bahsedelim. Hukuk nedir? Hukukun üstünlüğünü kurmak ne demektir Bir toplumda hukukun üstünlüğü nasıl kurulur? Hukuk; birey, toplum ve devletin birbirleriyle olan ilişkilerini yürürlükte olan normlarla düzenleyerek toplumu düzen altına alan ve ortak hayatın huzur ve güven içinde akışını sağlayan, gerektiğinde “adaleti” yerine getiren, kamu gücü ile desteklenen ve güvence altına alınan kurallar bütünüdür… Herkesin kabul edebileceği bu tarifte önemli parça “Adaletin yerine gelmesidir.” Peki, “Adalet nedir? Nasıl yerine gelir?..” Adalet; suç olarak tanımlanan bir eylemin karşılığı olarak verilen misil veya hükümde doğruluk ve “vicdani yeterlilik” olmasıdır. Yani yargının verdiği kararın toplum vicdanında karşılık bulmasıyla birlikte aynı suçu işlemeye iştahlı olanları caydırmasıdır. Bu olayda mağdurun ve olaydan incinen tüm toplumun hüküm hakkındaki kanaati yetersiz olduğudur. Bazı bürokrat ve siyasetçilerin “devam eden yargı sürecini yakından ve dikkatle takip ediyoruz, hiç kimse çocuklarımızın cinsel istismarına müsamaha gösteremez…” demesi ancak gaz almaktır. Yargı kişisel bir tasarruf değildir, kanunlardaki yazılı metne göre işler. Bu yetersizliğin “Elmalı Olayı”nın Meclis gündeminde bulunan yargı paketini deldiği söyleniyor. Oluşan tepki dolayısıyla yargı paketindeki tutuklamalara ilişkin “somut delil aranması” şartı yeniden değerlendirmeye alınmış. Bütün bunlar “bir sinema filmini tanıtan önceden gösterilen parçasına” benziyor. Herkes farklı şeyler anlıyor. Ama asıl filmin tamamına baktığımızda gördüğümüz o ki; “Aile ortamının olmadığı yerde güvenli alan yok demektir. Elmalı olayının cereyan ettiği ortama bakın, aile değil hurda ambarı gibi… Güvenli aile ortamında olmayan çocuk zaten kayıp çocuktur...” Ailenin temeline dinamit koyan İstanbul Sözleşmesinin süresi dün doldu ve tarih oldu. Ama büyük yara açtı. Şimdi; Ailenin üzerine çöken bu “salyanın” defedilmesi zamanı…
MAVERADAN MACERAYA / Kırk Katır mı Kırk Satır mı? Her rakamın her dilde ayrı bir şekil ve karşılığı vardır. Fars dilinde dört kelimesi 4 rakamının adıdır. Arap dilinde bu rakamın sözlü ifadesi Erbaa’dır. Cebir İlmi rakamlar ve dört işlem üzerine kurulmuştur. Her işlem sonucu elde edilen sayının artı veya eksi mutlak bir değeri vardır. Mesela; dört’ün karesi 16, karekökü 2’dir. Üçgen ile dörtgenin açıları eşit değildir. Halk dilinde 4x4 ifadesi sağlamlığı, dört dörtlük deyimi ise kusursuzluğu ifade eder. İbni Sina’ya göre; insanın sağlıklı yaşaması için şu dört sıvının vücutta dengeli olmasını sağlamak gerekir. Bunlar; kan, idrar, erlik suyu ve safradır. Aslında sağlıklı ve düzenli olarak yürütülen cinsel hayatın kuralı eşlerin dört günde bir gün nefsine pay ayırmasıdır. Bunun azı ve çoğu ifrat ya da tefrittir. Hz. Ömer radiyallahu anh’ın halifeliği döneminde askerlerine dört ayda bir izin vermesi, savaşta ve barışta eşlerin çoluk çocuğuyla ilgilenmesi gerektiğinin en bariz örneğidir. Tasavvuf İlminde insan-ı kâmil olmak ve nefsi terbiye etmek için de şu dört reçeteye uymak esastır Az yemek-içmek, az konuşmak, az gülmek ve az uyumak. Mevlana, müritlerini ilk gelişte denemek için dört gün dergâhında misafir etmiş, kalanları nefislerinin terbiyesi için 40 gün çile damına kapatmış ve onlara hayvani gıdaları yemelerini yasaklamıştır. İktisat İlmi şu dört temel üzerine kurulmuştur Toprak, emek, sermaye ve müteşebbis. Hayatın devamı şu dört temel unsurla mümkündür Toprak, hava, su ve ateş. Coğrafi manada dört bir yanı su ile kuşatılmış kara parçasına ada denir. Doğu, batı, kuzey ve güney. Haritalar bu dört ana yön üzerine çizilir. Hava, kara ve deniz taşımacılığı ve yolcuğunda rota, istikamet ve koordinatlar buna göre verilir. Rüzgârlar hangi yönden eserse ona göre adlandırılır. Ülkemizde dört mevsimde yedi iklim yaşanmaktadır. Nasreddin Hoca merhum ilkbaharı yaza, kışa ve sonbahara tercih etmiştir. Milli Eğitim Bakanlığınca benimsenen eğitim sistemi 4+4+4 şeklinde uygulanmaktadır. Edebiyat alanında yazılmış her iki mısraya beyt ya da mesnevi, her dört mısraya bir kıta yahut Rubai denir. Bir şeye dört elle sarılmak azim ve gayreti, dört başı mamur olmak mutluluk ve mükemmelliği, dört gözle beklemek hasret ve umudu, dört dönmek fırsatçılık ve sahtekârlığı, dört duvar arasında kalmak yalnızlık ve çaresizliği anlatan deyimlerdir. Türk Halk ve Sanat Müziğinde meşhur “Dört kapı, Dört kitaptan başlayalım Elife, Emine’min dört yolları dikine, Dersim dört dağ içinde, Urfa’mızın dört etrafı bahcalar, Dört gün dört gece, Sırdaşım oldu dört duvar, Dört yanım gurbet, ve iki iki dört eder.” şeklinde çalınıp söylenen şarkı ve türkü sözlerinde dört rakamına yer verilmiştir. Yaş Destanında insan, kırk yaşında gazeli dökülen bağa benzetilmiştir. Asırlar önce Yunus Emre “Dört kitabın manası bellidir bir Elif’te / Sen Elif dersin Hoca manası ne demektir?” diyerek Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an’a işaret etmiş, Allah sevgisi ve Allah korkusunu marifetullah üzerine oturtmuştur. Kaba softa ve ham yobazların kulağına bilgisiz amel ve ibadetin anlamsız olduğunu fısıldamıştır. “Şeriat, tarikat yoldur varana, hakikat marifet andan içeru” derken de kişinin Allah’a vuslat yolunda aşması gereken dört basamaklı merdiveni tarif etmiştir. “Dervişlik olsa idi sade bir hırka, biz de alır idik otuza kırka” ifadesinde ise şekil müslümanlığını tenkit etmiştir. Atın dörtnala koşması, arabanın dört tekeri/çekeri, dört yolun ana kavşağı, insanın zevkten dört köşe olması, kedinin minareden atlasa da dört ayağı üzerine düşmesi, şiir ve makalenin dört dörtlük yazılması takdire şayandır. Resmi tören, düğün ve cenaze konvoylarında trafik kazalarını önlemek bakımından dörtlüleri yakmak mühimdir. Dört göz olmak uyanıklığı ve mecazda evliliği, dört göz bir evlat için sözü de anne ve babanın çocukları üzerindeki hassasiyetini ifade eden veciz bir kelam-ı kibardır. Her insanın farklı karakter ve mizacı hususunda söylenen “Bir kişi dördünde ne ise kırkında da odur. Kırk Yıllık Kani Olur mu Yani?” sorusu çok manidardır. Bazen dördün katları kesretten kinayedir. Dört üstü murat üstüdür. Örneğin; aşk hikâyeleri dillere destan olmuş sultanlar için kırk gün kırk gece düzenlenen düğün merasimleri, Ali Baba ve kırk haramileri, kılı kırk yarma meselesi, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olur, bir avuç kahpenin kırk eve zararı dokunur, duadan sonra kırk lokma yemek gibi. Rabia kelimesi Arapçada dördüncü anlamındadır. Rabiatül Adeviye, tabiinden olup 718 yılında Basra’da doğan, Kays b. Adî kabilesinin âzatlı kölesi olduğundan Adeviye nisbetiyle anılan ve Ümmül Hayr künyesi ile bilinen saliha bir kadındır. Babası İsmail’in dördüncü kızı olduğu için kendisine kısaca Rabia denilmiştir. Bir gün Rabiatül Adeviye’nin evine hırsız girer. O sırada kendisi uyumaktadır. Hırsız çaldığı eşyayı eline alır ve evden çıkmak ister. Fakat çıkış kapısını bir türlü bulamaz. Çaresiz kalır ve elindeki eşyaları yere bırakır. O sırada kapıyı görür. Çaldığı eşyaları yerden alır ve çıkmak ister. Fakat yine çıkış kapısı yoktur. Bu hal bir kaç kere tekrar eder. Çaldığı eşyaları eline her aldığı zaman kapı kaybolmakta, elinden eşyaları yere bıraktığı zaman da kapı görünmektedir. Nihayet gaipten bir ses şöyle der “Rabia uyumaktadır ama Rabbi uyanıktır. Ona ne uyku gelir ne de uyuklama. Eğer dışarı çıkmak istiyorsan elindekileri bırak.” Hırsız, elindeki eşyaları bırakır, kapıyı görür ve dışarı çıkar. İşini Allah’a havale edenler ne bahtiyar insanlardır! Ama o güzel bir makamdır, hoş bir haldir. Ona ancak ihlâs ve samimiyet sahibi olanlar kavuşabilmektedirler. İhlâs öyle bir sırdır ki ancak has kullara verilmektedir. Menkıbeye göre Rabiatül Adeviye Hacca giderken Mekke yolunda Kâbe’nin kendisini karşılamaya geldiğini görür ve “Ben bu evi ne yapayım? Bana bu evin sahibi gerek. O bana Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım’ diye seslenmiştir.” der. Günümüzde Rabia; Mısır’da Sisi’ye karşı ayaklanan Müslüman Kardeşlerin direniş sembolü olan meydanın adıdır. Rabia; Cumhurbaşkanımızın “Tek vatan, tek bayrak, tek millet, tek devlet” sloganının işaretidir. El hâsılı vel kelam; dört başka, dert başkadır. Dart oynamak daha başkadır. Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı oluyor lakin bir avuç kahpenin de kırk eve zararı dokunuyor. Adamlar hep aynı zarı atıyor Dubara! Olmazsa Dort’mund’a kaçıyor! Ne dersiniz? Sizce adamlar kırk satır mı istiyor, kırk katır mı?
Mehmet Yavuz 072900 0 “Ölümlerden ölüm beğenmek” anlamında kullanılan bir
Forum MEVZUAT FORUMU SGK ve VERGi MEVZUATI Kırk Katır mı? Kırk Satır mı ? 1031 1 Moderatör Arkadaşlar biliyorsunuz bugün yarın Ankara da Türmob genel kurulu ve başkan seçimi var bürosuna kapanıp işinden başını kaldırıp dışarıya çıkamayan meslektaşların % 90 ının eminim bundan haberi dahi yok. Günlerdir medyada ve bu forumlarda bu konuda kısmen tartışıldı kim aday olsun bizim için kimin kazanması önemli şeklinde zaten sorunların çözümünü şahıslara indirgediğimiz zaman bu iş bitmiş kimsenin bu konular için pek bilgisinin olmadığı ortaya çıkmış demektir. Görünen iki aday var galiba bende buradan ve medyadan izledim. hiçbir bir grubun adayını yönetim kurulu adaylarını tanımam. Gerçi bende bugün yarın Ankara da olacağım ama özel bir iş için bu konuda peşin hükümlü değilim delege falan da değilim zaten bu şekilde düşüneni de herhalde kimse haklı olarak delege falan yapmaz. İki adayında bizim mesleğe ve meslektaşa yapacağı bir iyilik bir düzeltme olacağına inanmıyorum. Bir aday bana göre Maliye Bakanlığının eski bürokratı yani daima masanın diğer tarafında bulunmuş,kazanırsa meslek için neler yapabilir merak ediyorum diğer adayda kazanırsa ya siyasetle kavga ederek meslektaşlara daha fazla yük bindirilmesine yol açacak veya siyasete hazırlanmaktan yine bu meslek için bir şey yapamayacaklar. Yanlış anlaşılmasın herkesin bir siyasi görüşü veya duruşu olmalıdır bu çok saygın ve demokratik bir durumdur ancak yıllardır gördüğüm filler çarpışıyor çimenler ezilyor. Bazı arkadaşlar kanunu bilmeden başkan neden YMM den seçiliyor demekteler maalesef kanun bu şekilde sakat durumda değişmedikçe yapacak bir şey yok. Daha önceleri de yazdım müşterisiyleüç kuruş ücret tahsili için didişmeyen bir başkan veya yönetim kurulu bizler için ne yapabilir onu demek istiyorum. Netice bu seçim hayırlı olsun demek isterdim ama bizim için hiçte hayırlı olamayacağı aşikardır. Yani kırk satır mı? kırk katır mı?derken bilmem haksızmıyım. Seçim öncesi samimi düşüncelerimi paylaştım bunları seçimden sonra yazmanın bir anlamı yoktu Hepinize saygılar by DUMANLI 1142 2 Moderatör sayın dumanlı elinize sağlık gerçekten çık kısa ve öz ve kimseyi rencide etmeden çok güzel bir yazı yazmışsınız ve bende bu yazınızın altına imzamı atıyorum vede şunuda belirtmek istiyorum bu mesleği en yüksek yere ve hakettiği değere getirebilecek yönetimleri ve başkanları rabbim başımıza getirsin ama tabi rabbim burda dünyada sebepler dairesinde olayların olmasına izin veriyor ve bu açıdan burdada bu türlü yöneticilerin olması içinde bizim meslekteki arkadaşlarında bilinçlenmesi ve ona göre hareket etmesi gerekiyor ve bu olursa ancak o zaman meslek ve meslektaş hakettiği değeri alır ve buda maddi ve manevi kazanç demektir ve burda bilinçli olmak kelimesi tabi klasik tabir gibi gelebilir ama içini gene bizler dolduracağız bu tabirin ve o zaman ne olduğu hakiki manada ortaya çıkacak ve inşallah ben bu düşüncelerimin gerçekleşeceği kanısını hep taşıdım ve halada taşıyorum ve bunlar olacak inşallah,kolay gelsin. Hüseyin GÖCEN/Serbest Muhasebeci Mali Müşavir '' Yaradılanı Severiz Yaradandan Ötürü'' 1509 3 Moderatör teşekkür ederim sayın hadisatEdited by DUMANLI Yetkileriniz Konu Acma Yetkiniz Yok Cevap Yazma Yetkiniz Yok Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok BB kodu Açık Smileler Açık [IMG] Kodları Açık [VIDEO] code is Açık HTML-Kodu Kapalı Forum Kuralları
kırk katır mı kırk satır mı ne demek