kıbrıs barış harekatı gazileri isimleri

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nda Erenköy mücahidi olarak göreve çağrıldığını ifade eden Durduran, “Radyodan birlikleri belli olanların birliklerine katılmaları, birlikleri belli olmayanların da en yakın birliklere katılması çağrısı yapıldı” şeklinde konuştu. 1- İstiklal Savaşı, Kore Savaşı ve Kıbrıs Barış Harekatı Gazileri ile bunların aylık bağlanan eşlerinin resmî sağlık kurum ve kuruluşlarında veya bu kurum ve kuruluşlarca sevk edildikleri özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görecekleri tedavilere ilişkin giderler ile ilaç giderleri, herhangi bir katılım payı veya Lefkoşa. Kıbrıs'ta Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak ve Ada'ya barışı getirmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın gazileri, harekatın Ada'ya ve Kıbrıs Türklerine huzur ve özgürlük getirdiğini söyledi. RT@AtaCaN0906P: Kıbrıs'lı bir Türk kadınının, Ecevit'i karşında gördüğünde, mutluluk gözyaşlarına mani olamıyor. Kıbrıs Barış Harekatı'ni gerçekleştiren kahramanlarını, gazileri,şehitlerimizi, saygıyla anıyorum. I Kıbrıs Barış Harekatı (20 Temmuz 1974) Türk Devletinin nefesi tükenmiş ve askeri müdahale şart olmuştu. Tarihler 20 Temmuz 1974 tarihini gösterdiğinde Türk uçakları Kıbrıs semalarını süslemeye başladı. Yunan birlikleri bir yandan bombalanırken bir yandan da adaya havadan ve denizden indirme yapılıyordu. nama nama benda dari a sampai z. Kıbrıs Barış Harekatı gazisi 71 yaşındaki Abdullah Ünay, sadece Gaziler Günü'nde değil her zaman hatırlandıklarını, gazilere gösterilen ilgi ve minnetin kendilerini mutlu ettiğini ifade etti. İzmir'de yaşayan emekli astsubay Ünay, Bolu 2. Komando Tugayında görevli iken 1974'te Türk Silahlı Kuvvetlerinin TSK Rumların baskı ve zulmüne son vermek ve Ada'da barış ve huzuru tesis etmek amacıyla 20 Temmuz 1974'te düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı ile iç güvenlik harekatlarına katıldığı hatıraları AA muhabirine anlattı. Kıbrıs Barış Harekatı'nda zafer mutluluğunu yaşadıklarını, o günleri halen unutamadığını belirten Ünay, şöyle konuştu "Kıbrıs'ta birliğimizin görevi Türk kuvvetlerinin geleceği Girne Limanı'nı emniyet altında tutmaktı. Kıyı başını tutarak çıkarma gemilerinin, piyadelerin sağ salim yanaşması ve girmesini sağlayacaktık. Girne'ye doğru gelirken pusuya düştük, bölük komutanım şehit düştü. Harp okullarında verilen derslerde kıyı başı tutma olayında zayiatı yüzde 50 normal görürler. Neyle karşılaşacağınızı bilmiyorsunuz. Bilmediğiniz yerden aniden ateş geliyor. Makineli tüfek mermileri zeytin ağacı yapraklarını makas gibi biçiyor, kar yağmış gibi üzerimize yaprak geliyor, düşen havanlar var, tam siper yapmak zorundasınız, yer geliyor, yüzünüze vuruyor. Yaralanmadık, Türk milletinin zaferine zafer, toprağına toprak katan, alnının akıyla mahallesine dönen bir gazi olduk. Allah bize bu onuru nasip etti, gazi olmak onur verici bir şey." Cudi ve Gabar dağlarındaki operasyonlarda da görev aldığını, o dönemde başlayan boğaz ağrısının kalıcı hale geldiğini anlatan Ünay, şöyle devam etti "Toplumun gazilere karşı çok ilgili ve hassas. Sadece Gaziler Günü'nde değil her zaman anılıyoruz. İdarecilerimiz olsun, halkımız olsun çok güzel karşılıyorlar. Gazi kıyafetimiz var, gazi olduğumuz belli oluyor, tramvaya binsem kıyafetimi görenler bize yer veriyor. Gazi olduğumuzu anladıkları zaman ilgi gösteriyorlar. 'Sizin için ne yapılsa azdır, sizin hakkınız ödenmez' diyorlar. Gazilere hizmet etmekten onur duyduklarını söylüyorlar." Aynı zamanda ortaokuldan bu yana atletizmle uğraşan ve çok sayıda madalyası bulunan Ünay, gaziler olarak her şeyi vatan ve millet için bir karşılık beklemeden yaptıklarını, bugün yine Türkiye Cumhuriyetine bir saldırı olsa herkesin yurdu korumak için koşacağını söyledi. KKTC'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 1924 - 2012 1. 1974 tarihinde Cenevre Deklarasyonu Kıbrıs’ı Türk ve Rum olarak otonom iki kısma ayırmıştır. 2. 1974 tarihinde Rauf Denktaş ve Klerides görüşmelerinde Makarios adaya döndüğü için sonuç alınamadı ve 13 Şubat 1975 tarihinde Türk tarafı Kıbrıs Türk Federe Devletini KTFD kurdu. 3. 2 Ağustos 1975 tarihinde Viyana’da BM Güvenlik Konseyi nezaretinde Denktaş ve Klerides görüşerek nüfus mübadelesi konusunda anlaşmışlar ve mübadelenin BM Barış Gücü nezaretinde yapılmasında karar kılınmıştır. 4. 12 Şubat 1977 tarihinde bu sefer Denktaş ve Makarios bir görüşme yapmış ve Zirve Antlaşması High Level Agreements ile ikili federal devlet sisteminden karar kılınmıştır. 5. Tarihler 15 Kasım 1983’ü gösterdiğinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuş ve ikili yapıya duyulan saygı ve barış amaçları Rum tarafına bildirilmiştir. 6. 1984’ün Ağustos ayında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından taraflar Viyana’ya çağrılarak ortaya çıkan olumsuzlukların ve anlaşmazlıkların tek elden “Kıbrıs Sorunu” olarak çözülmesini önermişlerdir. 7. 1985 yılında Rum ve Türk tarafları seçim yoluna gitmişlerdir. Bu süreçten sonra BM taraflara “Taslak Çerçeve Anayasası” sunmuştur. Bu taslağa göre tarafların diplomatik ilişkilerinde Rum Cumhurbaşkanı ve Türk Cumhurbaşkanı Yardımcıları veto yetkisine sahip olacaktır. 8. 1990’lı yıllara gelindiğinde Kıbrıs Sorunu ile ilgili görüşmeler kaldığı yerden devam etti. Haziran ve Kasım aylarında New Yorkta yapılan görüşmelerde tarafların anlaşması için yapılan öneriler “fikirler dizisi” olarak nitelendirildi. 9. Rumlar 1993 Şubatında seçime gitmiş ve Klerides’i tekrardan seçince müzakerelerden uzaklaşarak Yunanistan yardımıyla Avrupa Birliğine girme çabalarına başlamışlardır. Çünkü Rum kesimi daha güçlü bir destekle adayı tamamen kontrol altına alma çabasındaydı. 10. 1993 Mayıs ayında BM gayretleriyle Lefkoşa Uluslararası Havaalanı LUH ve Maraş arasında uçuş sağlandı. 11. Temmuz 1994’te Rumlar BM Adalet Divanına başvurarak KKTC’nin AB’ye ihracat yapmasını engellediler. Böylece Türk tarafı Güven Arttırıcı Önlemlerden GAÖ mahrum kalmış oldu. 12. KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş Rum lideri Klerides arasında 1994’ün Ekim ayında Ara Bölge’de BM gözetiminde müzakere görüşmeleri yapılır. Türk tarafın GAÖ konusunda destek beklerken Rum yönetimi AB’ye yaptıkları tek taraflı müracaatının desteklenmesini istemiş ve görüşmeler sonuçsuz kalmıştır. 13. Rum tarafı müzakerelerin belirsizliği nedeniyle Türk tarafı ile iletişimi kesmiştir. Mart 1995 tarihinde Rum tarafının AB girişiminin görüşmeleri için Klerides’in geri durması nedeniyle 3 yılı aşkın bir süre yapılamamıştır. AB. Rumların tek başına müzakereye başlamasını engellemiştir. Bu durumdaki en büyük engel Türk tarafıdır. 14. 31 Ağustos 1998 tarihinde KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Rum kesimiyle ortak Konfederasyon için müzakereye açık olduklarını belirtti. Görüşmelerin bir kısmını da KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki her alandaki araştırma ve geliştirme çalışmaları bulunmaktadır. 20 Temmuz 1997-23 Nisan 1998 tarihinde yapılan Ortak Açıklamalarla taraflar her alanda bütünleşme için görüşmelere başlamışlardır. 15. BM Genel Sekreteri Kofi Annan 14 Kasım 1999 tarihinde yaptığı açıklamada tarafların bütün konularda ortak bir paydada buluşması için 3 Aralık tarihinde New York’ta bir görüşme tertiplemiştir. DİPNOT Kıbrıs görüşmelerinin ilk turu 3-14 Aralık 1999 tarihinde New York’ta, ikinci tur 31 Ocak-8 Şubat 200 tarihinde Cenevre’de, üçüncü tur 5 Temmuz 2000 tarihinde Cenevre’de 24 Temmuz- 4 Ağustos tarihleri arasında yapılan ikinci bölümde görüşmeler sonlandırılmıştır. Dördüncü tur 12-26 Eylül 2000 tarihlerinde New York’ta ve beşinci tur ise 1-10 Kasım tarihlerinde Cenevre’de yapılmıştır. Fakat taraflar bir tülü anlaşamıyor ve tek taraflı anlaşmalar işi çıkmaza sokmaktaydı. 2002 yılına kadar BM Genel Sekreteri Kofi Annan bütün görüşmelere rağmen Türk ve Rum taraflarını bir paydada birleştiremedi. Kıbrıs Sorunu günümüzde dahi geçerliliğini korumaktadır. Türkiye Cumhuriyetinin Kıbrıs Sorunu devam ederken kendi içinde yıllarca terör ve anarşiyle savaşması işleri iyice çıkmaza sokmuştur. Kıbrıs’ın Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve şuan görevde olan Dr. Derviş Eroğlu ise Üçüncü Cumhurbaşkanıdır. 4 Kıbrıs'ta Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak ve Ada'ya barışı getirmek amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri TSK tarafından 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen Kıbrıs Barış Harekatı'nın gazileri, harekatın Ada'ya ve Kıbrıs Türklerine huzur ve özgürlük getirdiğini söyledi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti KKTC Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği üyeleri ile Kıbrıs gazileri Yaşar Gevrek, Ersoy Taluğ ile eşi Jale Taluğ, üzerinden 47 yıl geçen Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili AA muhabirine açıklamalarda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti KKTC Şehit Aileleri ve Malül Gaziler Derneği üyeleri ile Kıbrıs gazileri Yaşar Gevrek, Ersoy Taluğ ile eşi Jale Taluğ, üzerinden 47 yıl geçen Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili AA muhabirine açıklamalarda Gevrek, 1972'de "mücahit" olduğunu ve 1974'e kadar "Koçero Tepeleri" anılan yerde bu görevini sürdürdüğünü söyledi. 15 Temmuz 1974'te Rum-Yunan cuntasının Kıbrıs'ta darbe yaptığını ve o andan itibaren alarma geçtiklerini belirten Gevrek, 19 Temmuz'a kadar mevzilerde kaldıklarını ifade etti. Gevrek, "19 Temmuz'da bize ikişer saatlik izin verdiler, 'Gidin ailenizle helalleşin, yarın sabah çıkartma var ancak ailenize de söylemeyin.' dediler. Sabah 4 civarında iki Türk jeti başımızın üzerinden geçti ve bazı yerleri vurmaya başladı. Biz sevinçten havaya sekmeye başladık çünkü Türk askerinin gelip müdahale edeceğine inanmazdık. Birbirimize sarılıp kucaklaştık. Saat sabah 9-10 civarında korkunç bir uğultu duyduk, 'Eğer ki bu uğultu Rumların tanklarıysa yandık.' dedim. Uğultu çoğaldı ve batı tarafından kara kara uçaklar gördük. Uçaklar paraşüt atmaya başladı. Arkadaşlarla 'Türk askeri geldi.' diyerek kucaklaştık." arasında Rumların Türklere yapmadığının kalmadığını hatırlatan Gevrek, Kıbrıs Türklerinin o tarihlerde çember altında yaşadıklarını kaydetti. Gevrek, "Biz Rumların baskısı yüzünden denize bile gidemezdik, deniz niyetine havuza giderdik. Barikatlardan geçerken binbir çeşit baskı görürdük. Kıbrıs Barış Harekatı sayesinde biz bu baskıdan kurtulduk. Biz Türk askerini gördüğümüzde bayram ettik. Kıbrıs Barış Harekatı öncesi Türkiye'den gelen dergilerde silahlı Mehmetçik fotoğrafı görürdük ve onları evde saklardık. Kıbrıs Barış Harekatı olmasaydı ya Kıbrıslı Türklerin hepsi eninde sonunda Rum olacaktı ya da tek bir Türk kalmayacaktı. Harekat, Kıbrıslı Türkleri özgürlüğüne kavuşturdu." ifadelerine yer verdi."1963'ten 1974'e kadar Rum tarafından çok çektik"Gazi Taluğ, 1974 harekatı öncesinde Rum kesiminde Larnaka'ya bağlı Taşkent köyünde yaşadıklarını belirterek bu köyde 450 Türk, 350 Rum'un yaşadığını ve 1963-1974 arasında köyde hiçbir olay olmadığını söyledi. Diğer yandan 1963'ten 1974'e kadar bir bölgeden başka bölgeye gidemediklerini anlatan Taluğ, yollara kurulan barikatlarda Rumların, Kıbrıs Türklerini sorguya çektiğini ve bu barikatlarda birçok kişinin kaybolduğunu "1963'ten 1974'e kadar Rum tarafından çok çektik, bizlere devamlı hakaret ederlerdi, aşağılarlardı. 1974'te Türk askeri Ada'ya geldiğinde sevindik, birbirimize sarıldık ve sevinç gözyaşları döktük çünkü Rum'un zulmünden kurtulmuştuk artık." Ağustos 1974'te aynı köyde yaşadıkları ve yeri geldiğinde yemeklerini paylaştıkları Rumların Türk mahallesine gelerek erkekleri topladıklarını hatırlatan Taluğ, 15 Ağustos'ta topladıkları kişileri Limasol'daki esir kampına götürdüklerini ve aynı köydeki Rumların pencerelerden esir erkeklerle dalga geçtiğini anımsattı. Taluğ, "Köydeki Katliam duyulduktan sonra KKTC'nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ın baskısıyla, Ekim 1974'te Birleşmiş Milletler Barış Gücü ilk bizim köyü Ada'nın kuzeyine getirdi. Ben kaçak yoldan geldim buraya. Ne zaman geldim ve Türk bayraklarını gördüm, toprağı öptüm ve gözlerimden yaşlar aktı." evlerini bastığında teyzesinin evinde yeğeniyle üst katta olduklarını ve gizlendiklerini söyleyen Taluğ, Rumların evin erkeklerini aldıklarını, kendilerinin dağa kaçtığını ve Rumların arkalarından ateş ettiğini kaydetti. Taluğ, "Harekat olmasaydık biz bitmiştik. Türk askeri buraya geldi bizi kurtardı. Rumlar 103 köyümüzü yaktı, yıktı. Bir yerden bir yere gidemezdik. Yaşamak mıydı bu? Türk askeri geldi, huzura kavuştuk, özgür olduk. Daha ne isteriz? Dünya durdukça Türk askeri bu Ada'da kalsın, hiçbir zaman gitmesin. Allah bizi Türk askerinden ayırmasın. Bu kadar çektik ve gidelim yine Rum'a yama mı olalım? Türkiye ile KKTC'nin savunduğu 'Kıbrıs'ta iki devletli çözüm modelini' destekliyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a saygım sonsuz ve sonsuza kadar kendisini destekliyorum. İnşallah, Allah kısmet ederse kendisiyle tokalaşırım. 20 Temmuz'da Ada'ya geldiğinde kendisiyle kucaklaşmak isterim, inşallah kısmet olur. Gittiği yerlere gideceğim, inşallah yanına yanaşabilirim." diye konuştu."Ne zaman bu tarafa geçtik ve Türk bayrağını gördük 'İşte kurtulduk!' dedik"Harekatı ve o süreci yaşayan Jale Taluğ da 20 Temmuz 1974'te Türk askeri Kıbrıs'a geldiğinde babasının kendilerine "Türk askerleri Kıbrıs'a geldi." dediğini ve çok sevindiklerini söyledi. Jale Taluğ, yaşadıklarını şöyle anlattı"Rumlar, 14 Ağustos 1974'te evlerimizi bastı. Amcamları alıp gittiler. Babam benden küçük olan kardeşimi samanlığa sakladı. Babam muhtardı ve Rumlar ona 'Bir kağıt imzalayacaksın ve aldıklarımızı serbest bırakacağız' dediler. Babam iki erkek kardeşimi de aldı ve onları son görüşümdü. Ondan sonra katliamı öğrendik, hepsini öldürdüler. Ne zaman bu tarafa Kuzey'e geçtik ve Türk bayrağını gördük 'İşte kurtulduk!' dedik. O günleri hiçbir zaman unutmayız." Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi HAS üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz. - 1231 Güncelleme - 1231 Türk Silahlı Kuvvetlerinin TSK Rumların baskı ve zulmüne son vermek ve Ada'da barış ve huzuru tesis etmek amacıyla 20 Temmuz 1974'te düzenlediği Kıbrıs Barış Harekatı'nın gazileri, harekatın Ada'ya barış ve huzur getirdiğini, Kıbrıslı Türklerin de can güvenliğini sağladığını anlattı. Kıbrıs Barış Harekatı gazileri Yılmaz Bora ve Mesut Günsev, o günlerde yaşananlar ve tanık olduklarıyla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde Mukavemet Teşkilatı TMT Mücahitler Derneği Başkanı ve Kıbrıs gazisi Yılmaz Bora, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin iki eşit halka dayalı olarak 16 Ağustos 1960'da kurulduğunu, o tarihte Türk alaylarının Ada'ya ayak bastığını ifade "Gerek biz gerekse ana vatanımız Türkiye, bu cumhuriyeti büyük bir heyecanla karşıladık ama ilk günden Makarios'un 'Kıbrıs Cumhuriyeti bizim için Enosis'e bir basamaktır.' dediği andan itibaren her şey altüst oldu." diye 21 Aralık 1963'te, 48 saatte Kıbrıs Türkü'nü yok etmeyi ve Kıbrıs'ın tümünü kontrol altına almayı planladıkları Akritas Planı'nı uygulamaya koyduklarını söyleyen Bora, bunun üzerine Kıbrıs Türk halkının 7'den 70'e direnmeye başladığının altını başlayan saldırıların Ada geneline yayıldığını ifade eden Bora, Kıbrıs Türk halkının katliamlara karşı TMT önderliğinde, bir bütün olarak direndiğini "Rumlar 11 yıl bize 'Bekledim de gelmedin.' şarkısını dinletti"Bora, şöyle devam etti"Kıbrıs Türk halkı, 11 yıl toplam 3 kilometrelik alana sıkıştırıldı. Ana vatan Türkiye’nin Kızılayın gönderdiği yardımlarla ayakta durmaya çalıştı. Kıbrıslı Türkler, 11 yılda hiçbir şart altında maneviyatını bozmadı, karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmadı ve direndi çünkü büyük Türk ulusunu daima yanı başında bildi. Rumlar 11 yıl bize 'Bekledim de gelmedin.' şarkısını hoparlörlerle cephelerde dinletti ve direnme gücünü yıkmaya çalıştı ama başaramadı."Türkiye'nin bu 11 yılda defalarca garantör ülkeler ve Birleşmiş Milletleri BM uyardığını ama hiçbir taraftan cevap gelmediğini belirten Bora, Rumların 15 Temmuz 1974'te ikinci bir soykırımı hedefleyen İfestos Planı'nı uygulamaya koyduğunu 15 Temmuz 1974'te Yunanistan'daki cuntanın Makarios'a darbe yaptığını ve Kıbrıs Helen Cumhuriyeti ilan etmesiyle garantör Türkiye'nin, Yunanistan ve İngiltere ile müzakerelere başladığını "Kıbrıs Türk halkının beklediği kuzeyden zafer güneşi doğmuş oldu"Müzakerelerden cevap gelmediğini kaydeden Bora, şunları anlattı"TSK 20 Temmuz sabahı Ada'ya çıktı ve çıktıktan sonra da garantör ülkelere anayasal düzenin yeniden tesisi için çağrı yaptı ancak karşılık bulmadı. Rumlar kaçmaya başladı, 21-22 Temmuz'da Beşparmak Dağları geçildi, Lefkoşa ile irtibat kuruldu. Daha sonra Lefke ve Mağusa’ya yöneldi. Kıbrıs Türk halkının beklediği kuzeyden zafer güneşi doğmuş oldu."Harekat sırasında Yeşilırmak'ta görevli olduğunu söyleyen, 15 Temmuz'da Rumların müdahalesinin ardından cephede görev aldıklarını barışı korumakla görevli olan BM Barış Gücü yetkililerinin 11 yıl boyunca Kıbrıslı Türkleri tehdit ettiğini ifade eden Bora, şöyle devam etti"Türkiye'nin 20 Temmuz 1974 müdahalesi Kıbrıs'ın tümüne barış ve huzur getirdi, Rumları da bir iç kavgadan kurtardı. 52 yıldır aranan ve bulunamayan Kıbrıs'ın gerçekleriyle bağdaşan çözümü de getirdi ve iki ayrı devletin oluşmasına zemin hazırladı. Harekat eğer yapılmasıydı Kıbrıs Türkü katledilecekti, tek bir Türk kalmayacaktı, aynı Girit misali. Bizim, ana vatanımızın desteğiyle KKTC’nin sonsuza kadar yaşayacağına inancımız tamdır. "- "Türk ordusu, çok zor bir harekatı başarıyla gerçekleştirmiştir"Gazi Emekli Amfibi Deniz Piyade Kıdemli Binbaşı Mesut Günsev, 20 Temmuz 1974'ün, asil Kıbrıs Türk halkının direnişinin, Türk ordusu tarafından mühürlenerek özgür toprakların ele geçirilmesinin başlangıç tarihi olduğunu "Türk ordusu, 20 Temmuz 1974 şafağında, dünya tarihinde çok nadir görülen atma, indirme ve çıkarma gibi 3'lü, koordinesi, emir ve komutası çok zor bir harekatı başarıyla gerçekleştirmiştir." Kıbrıs Barış Harekatı'nın bölümünün 3 günde tamamlandığını aktaran Günsev, çok dar bir alana, büyük miktarda asker, mühimmat ve ikmal malzemesi yığıldığını, Beşparmak Dağlarından da devamlı taciz atışı geldiği için bu alanın genişletilmesi gerektiğini sonra 2'nci Barış Harekatı'nın yapıldığını ve bugünkü sınırların çizildiğini kaydeden Günsev, o zaman deniz piyade üsteğmeni olduğunu dile "20 Temmuz sabahı hastaneden kaçtım"Günsev, "Kıbrıs'a ilk adım atan amfibi deniz piyade alayının bir mensubuydum. 20 Temmuz sabahı ilk adımı atmak bana nasip olmadı. Çünkü Mart 1974'te İtalya'da askeri hastanede yatıyordum. 20 Temmuz sabahı hastaneden kaçtım ve maceralarla 1'inci harekatın bitiminden sonra Ada'ya geldim. 2'nci harekata katılma onurunu elde ettim." yanında, "Harekatla Kuzey Kıbrıs halkı bir vatana sahip oldu. Bu asil halk direndi, ana vatana güvendi ve Mehmetçik ile mücahit omuz omuza çarpıştı." ifadesini kullanan Günsev, bugün özgür bayrakların aziz şehitler sayesinde dalgalandığını ve ömür boyu dalgalanacağını vurguladı.

kıbrıs barış harekatı gazileri isimleri