köy hayatı ile ilgili yazılar
Instagram hesabım @02yamanli#köydehayatvar #koyhayati #köyhayatısevenler #köydeyaşam #köyhayatımuhteşem #dogalyasam #özgürgülay #dogalhayat #doğa #dogadaki
Öğrenim Hayatı. · Mustafa Kemal Atatürk, 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. · Babası bir gümrük memuru olan Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. · aba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya
Yapılacakbu işbirliği ile ilgili esas ve usuller Genel Müdürlük tarafından belirlenir. Yasaklanan Faaliyetler Madde 13 — Yaban hayatı koruma ve geliştirme sahalarında, yönetim ve gelişme planlarında yer alan faaliyetler ve yapılaşmalar dışındaki faaliyetler ve yapılaşmalara izin verilemez, ekosistem bozulamaz.
Sayfa İçeriği: köy ile ilgili sözler,köy sözleri,köylü sözleri,köy ile ilgili güzel sözler,köy hayatı ile ilgili sözler,köy ile ilgili yazılar içerikli bir yazı hazırladık. Bu sayfamızda köy ile ilgili sözler içerikli bir yazı hazırladık. Çoğu insan köyde yaşamış veya anne annesinin ya da baba annesinin ziyaretine gitmek için köyde bulunmuştur. Köy
Yücel, İkinci Meşrutiyet yıllarından itibaren yoğun olarak tartışılan “köye özel öğretmen yetiştirilmesi” fikrini [7] daha kapsamlı hale getirdi ve tatbik edilmesini sağladı. Tonguç ile birlikte geliştirdikleri Köy Enstitüleri projesi, 17 Nisan 1940 tarihinde kabul edilen 3803 sayılı kanunla hayata geçirildi.
nama nama benda dari a sampai z. Köy Ve Şehir Hayatı, Köy Ve Şehir Hayatını anlatan yazı, Köy Ve Şehir Hayatı arasındaki farklar Şehir hayatı; her gün binlerce insanın içine girdiği ve çoğunlukla iş,eğitim vb. konular yüzünden geçiş yaptıkları hayat türüdür. Köy hayatından farklı olarak şehir hayatı; iş geleceği, eğitim ve sosyal ihtiyaçlar bakımından daha gelişmiş olup bu tür olanlarda gelişim sağlamış ve kişilerin ihtiyaçlarına yeterlilik sağlayabilecek durumdadır. Fakat bazı konularda köy hayatının da şehir hayatına göre olumlu yönlerini görmek mümkündür. Bunlarda ilk olarak çocuk gelişimi olarak alabiliriz. Okul yaşına gelmemiş bir çocuğun doğa sevgisi, hayvan sevgisi ve bir çok konuda doğayla iç içe büyümeleri için köy hayatının olumlu yeri olduğu herkesçe bilinmektedir. İkinci olarak yenilen besinlerdeki tazelik ve hormon bakımından köy hayatı yaşayan insanların bu konuda daha şanslı olduklarını söyleyebiliriz. İstatistiklerde şunu gösteriyor ki köyde yaşayıp doğalOrganik beslenen bir kişinin şehir insanına nazaran daha uzun süre yaşıyor. Lakin şu da bir gerçektir ki insanlar yaşamları boyunca paraya ihtiyaç duymuşlardır ve duyacaklardır. Köyde yaşayan bir insana gelir getirebilecek yerler belli başlıdır. Bunların başlıcaları hayvancılık ve tarımdır. Fakat şehir hayatında para getirebilecek alanların genişliliği bakımından insanların bu hayata geçişi fazlalık göstermektedir. Şehir hayatında para getirebilecek alanların başlıcaları; sanayi, inşaat sektörü, gıda, tekstil, giyim mağazaları vb. alanlardır. Görüldüğü üzere şehir hayatında insanın geçimini sağlamak için gereken “para”yı kazanabileceği yerler çoğunluk göstermektedir. Bu nedenden olsa gerek şehir nüfusu, köy nüfusuna nazaran her geçen saniye artış göstermektedir. Hayat bizleri nereye sürükleyeceğini bilemeyiz. Bir gün umutla bir gün hayal kırıklıklarıyla yaşar dururuz. Geleceğin getireceklerini hesap etmez genellikle günü birlik bir yaşam tercih ederiz. Gençlik için yaşam ufak şeylerden mutlu olmaktan ibaret olup, genellikle anlık dünya hevesleriyle uğraşmakla zamanını geçirir. Tabı bunun içerisinde istisnalar vardır. Köy ile şehir hayatında çok büyük maddi ve manevi farklılıklar vardır. Çoğu insan şehre, iş ve eğitim umuduyla göç etmektedir. Aslında şehre göç edenlere sorsanız çoğu, köyün şehir yaşamından daha rahat olduğunu söyleyeceklerinden emin olabilirsiniz. Bunun nedeni de kültürel yaşam ve maddiyattan kaynaklanır. Köyde komşuluk ilişkileri ve adetlerimiz ön plana çıkmış olması, şehirde ise her şey maddiyata dökülmesi insanların köy yaşantılarını özlemesine neden olmaktadır. Köy ile Şehrin havası bile bir başkadır. Bir sabah uyandığınızda kuşların,kuzuların ve horozların sesleriyle temiz bir havada keyifle uyanmak varken, araba gürültüsü ve sisli bir havada uyanmak insanın yaşam hevesinden bile farkından olmadan bir şeyleri götürür. Maddiyat olarak köydeki yaşam şehre göre rahattır. Bunları örneklemek gerekirse köyde bahçede elma, armut yetiştirir evinde meyven eksik olmaz, patates soğan ekersin, su parası derdin olmaz, tarlada buğday nohut ekersin unun, bulgurun eksik olmaz, ekmeğini tandırda yaparsın ekmek parası derdin olmaz, ineğe, koyuna bakarsın sütün, yoğurdun, peynirin eksik olmaz, tavuğa bakarsın yumurtan eksik olmaz, köyümüzün tabiri ile odun kesimi urusgatıyaya gidersin yakıt derdin olmaz. Ancak bunlar için yapacağınız emek ve masraflar şehir hayatına göre onda biri kadar diyebilirsiniz. Geçen gün yaşlı bir hacı amcayı ki siz tanımazsınız ama tanıyanların olduğunu bildiğim için ismini vermek istemiyorum. Önce selamlaşma ve hal hatır davasından sonra hacı amca anlatmaya başladı. Köyünü çok özlediğini, oranın havasını, suyunu, koyunların meleşmesini, eşeği ile odun getirmesini, çamlıktan kozak toplamasını, köydeki ahalinin toplanıp muhabbet etmesini, komşulukları özlediğinden bahsediyordu. Bunları anlatırken gözlerindeki köy özlemini kim olsa anlardı. Anlatırken bazen gözleri doluyordu. Anlaşılan şehir hayatı onu hiç mutlu etmemişti. Sonuçta insanlar köyde yaşadığı hayatı şehre, şehirdeki hayatı köye adapte etmenin çok zor olduğu aşikardır. Şu da bir gerçek ki köy hayatının da, şehir hayatının da ayrı bir güzelliği vardır. Yeter ki yaşadığımız anların kıymetini bilelim. Alıntı
Sayfanın Konusu Köy İle İlgili Sözler Kısa, Köy İle İlgili Sözler Tumblr, Köy İle İlgili Güzel Sözler, Köyümüzle İlgili Güzel Sözler, Köylüler İçin Güzel Sözler, Köye Özlem Sözleri, Köy İle İlgili Özlü Sözler,köy ile ilgili atasözleri , köy ile ilgili yazılar Bu yazımızda sizlere köy sevgisi köy anlatan sözler köyüngüzelliğini doğallığını huzurunu koyumuzun bizim için nekadar değerli olduğunu anlatan yazılar ve sözleri hazırladık Köy ile ilgili sözler Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım. Bedri Rahmi Eyüpoğlu Görünen köy kılavuz istemez. Atasözü Horozu çok olan köyün sabahı geç olur. Anonim Al Fordun dizelini, sev köyün en güzelini. Köylü milletin efendisidir. Mustafa Kemal Atatürk Eğer bir köy görünüyorsa çok uzakta değildir. Köylü insan kapısını çalan misafiri asla geri çevirmez. Köpeksiz köyde değnekle gezilmez. Atasözü Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Onuncu köyden sesleniyorum. Köyde yaşa, ömrüne ömür kat, şehirde yaşa stresine stres kat. Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım. Bedri Rahmi Eyüpoğlu Her şey aynı şekilde örgütlenir, arılar ve köylüler dahil. Tahir Musa Ceylan Girerse hasta öküzün biri otlağa, bulaştırır hastalığı bütün köy öküzlerine. Sadi Şirazi İster kral, ister köylü olsun, dünyada en mutlu insan evinde huzur olandır. Goethe Akıllı köylü, büyük efendinin karşısında yerlere kadar eğilir; ama sessizce gaz çıkarır. Etiyopya Atasözü Köy yaşayan, çalışan bir mahluktur ve bu koku onun ter kokusudur. Sabahattin Ali Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın mesaisi zikretmek olanağı yoktur. Hükümdar haksız olarak bir köylüden yumurta alırsa, adamları köylünün bütün tavuklarını alır. Sadi Şirazi Herkes kendisinde olan şeyi verir. Savaşçı güç verir, tüccar mal, öğretmen ders, köylü pirinç, balıkçı da balık. Hermann Hesse Gözlerini gördünüz mü? Köy çocukları gibi bakıyordu. Kömür gibi. Öyle mahzun, öyle fukara. Poyraz Karayel Köylü milleti kurnaz olur. Ne demişler? Köylü milletinin anası sırtlansa, mümkünü yok, babası tilkidir demişler. Yaşar Kemal Köylünün kahve cezvesi bakırdan yada gümüşten değildir ama konukları ağırlamak için sürekli olarak kaynar. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış, hep bizi kandırmışlar; çünkü köylüler kovan insanlar değil kapılarını muhabbetle açan kimselerdir. Bir güzel sevdim köyde yanağında beni vardı, öyle bir gülüşü vardı ki işte o gülüş beni kalbimden vurdu. Köyümden çıktım gidiyorum gurbete, bilmem ne kadar dayanır gönlüm bu hasrete, sana son bir özlem dolu bakışla baktım seni hep izlediğim tepeden. Köy doğal hayatın ta kendisidir. Şehirdekilerin organik diye çok para vererek aldıkları köylerde yetişen ürünlerdir. Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, mutluluk ve servete hak kazanmış olan köylüdür. Mustafa Kemal Atatürk İnsanlar önceleri köyden kente göç ettiler, şimdilerde ise şehrin boğucu ve sıkıcı havasından kurtulmak için yeniden köye göç etmeye başladılar. Ülkemizde en çok yetişen köylüdür. Köylü bütün iklimlerde yetişir. Köylünün yetişmesi için çok emek vermeye ihtiyaç yoktur. Bozkırda yetişir, yaylada yetişir, ormanda yetişir, dağda yetişir, kurak iklimde yetişir, ovada yetişir, sulak iklimde yetişir. Çabuk büyür, erken meyve verir. Kendi kendine yetişir, kendi kendine meyve verir. Biz köylüleri çok severiz. Şehre gelirse onlardan kapıcı ve amele yaparız. Oğuz Atay
köy hayatının şehir hayatından daha güzel olduğu ile ilgili münazara örneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster köy hayatının şehir hayatından daha güzel olduğu ile ilgili münazara örneği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster Köy Hayatı Daha Güzeldir Konulu Münazara Yazınız . Köy yaşamı insan sağlığı için , insanın stresten kurtulması için faydalıdır . Bunun için köyde yaşamak bizi daha dinç yapar ve kendimizi daha çok iyi hissederiz . Köyün doğal organik ürünlerinden tüketerek , market ürünlerine gerek duymayız . Şehirde her şey marketten alındığı için oradaki şeyler fabrika ürünü olduğundan insan sağlığını olumsuz etkiler . Oysa köyde böyle olumsuz bir durum olmaz . İstediğimiz meyveyi , sebzeyi ekerek hayatımızı kafamıza göre yaşayabiliriz . Köy hayatında insan ilişkileri daha samimi ve daha içtendir . Ben anlayışı yoktur , biz anlayışı vardır . Herkes birbirine elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır . Daha içten daha yakın komşuluk ilişkileri vardır . İnsanlar birbirlerine daha çok güvenirler . Bunun için köy hayatı her zaman daha iyidir . Köydeki öğrenci sayısı az olduğu için öğretmenler daha nitelikli eğitim verebilir . Böylece köydeki öğrenciler de öğretmenle daha fazla vakit geçirmiş olur ve öğretmene daha çok soru sorma imkanına sahip olur . Köyde ulaşım sorunu yoktur . İnsanlar yürüyerek istediği yere kısa sürede varabilir . Böylece doğamız da kirlenmemiş olur . Köydeki insanlar şehir hayatındaki gibi sularını pet şişelerde içmezler . Çünkü çeşmelerinden akan sular temizdir ve insan sağlığı için faydalıdır . Artık teknoloji hızla geliştiği için köyde internet çekmektedir . İnsanlar istediği bir ürünü internet alabilirler ve böylece şehre gitme gibi bir zorunluluğu da kalmayabilir . Çocuklar internetten çeşitli eğitim videolarını izleyebilir , filmleri izleyebilir , oyunlar oynayabilir . Köydeki çocuklar toprakla oynar , üstü başı çamur olur , doğanın o güzel kokusunu içine çekerler ve çocuklar çocukluklarını istediği gibi yaşarlar . Köyde yaşayan insanlar gürültü kirliliğine maruz kalmazlar . Dışarının o gürültüsü içeri girmez ve köyün sakinleri gündüz işlerini bitirip akşam huzur içinde uyurlar . İşte tüm bunlar için köy hayatı insana her zaman fayda sağlar .
Onlardan bir bölümünü köşemde okuyacaksınız“Sayın Doğan Hızlan,Ben Edirne ile Bulgaristan arasına sıkışmış küçücük bir köy muhtarıyım...3 kardeşi öğretmen olan ve küçücük köyünden tam 38 öğretmen yetişmiş bir köy muhtarı olarak içinde öğretmen kelimesi geçen her cümleyi özenle okuma gayreti içinde olan bir yapım Mart 2012 tarihli Köy Enstitüleri’ni hatırlayalım, hatırlatalım’ başlıklı yazınızı ilgiyle okudum... İlk işim Tarık Akan’ın bahsettiğiniz DVD’sini temin edip çevremdeki herkese izlettirmek olacak... SaygılarımlaAyhan KIYICIBudakdoğanca Köyü Muhtarı/Edirne”“Doğan Bey,Sizinle hemen aynı yaşlarda bir makine mühendisi olarak bugün yazmış olduğunuz yazı için teşekkür çok hazindir ve bu okulların kapatılıp yerlerine imam yetiştiren okulların açılmış olması ve bunların sayılarının da giderek artmasını takip Kemal Atatürk’ün toz topraktan ulusal bir Türk Devleti kurabileceği ve yaşatacağı anlaşılıyor ki onların hesabının dışındaydı ve bu devlet ilk fırsatta ortadan dağılana kadar, sonrası da malum Türkiye tuzağa düşürülüp bu okulları kapatmış olmasaydı Türkiye çoktan bir Avrupa devleti olmuştu, şimdi berbat bir Ortadoğu devleti olma yolunda mesafe alıyor ve ne yazık ki vesile ile selam ve saygılar,Altay Tanığ”“Sayın Doğan Bey,Köy Enstitüleri’yle ilgili bugünkü yazınızda, Arifiye Köy Enstitüsü Müdürü Süleyman Edip Bey’in soyadını Balkı olarak yazmışsınız, doğrusu BALKIR’ Özcan Balkır benim Bursa Lisesi orta kısmında yatılı okurken başlayan ve sonraları Kabataş Lisesi ve üniversiteden 6 yıl önce ölene kadar yıllarında biz Bursa Lisesi orta kısmında okurken -12-13 yaşlarında- yazları Arifiye’ye gidip orada enstitü talebelerinin nasıl eğitildiklerini yakından Edip Bey, Arifiye’den sonra, İTÜ’de zat işleri müdürlüğü yaptı ve oradan da emekli oldu. Kendisi çok değerli bir eğitimci idi. Ruhu şad Erkmen”“Sayın Hızlan!Öncelikle merhaba,Köy Enstitüsü ile ilgili yazınızı Öğretmen Lisesi’nde 1977’de 1. sınıfı okumuş, sonra düz liseye geçmiş biri olarak, doğrusu, son birkaç yıla kadar Köy Enstitüsü’ne hiç sıcak bakmamıştım. Bunda da siyasi görüşüm etkin olmuştu. Köy Enstitüsü’ne karşı olmayı milliyetçilik olarak Köy Enstitüleri’nin bu milletin makûs talihini yenmedeki rolünü daha yeni yeni Dünya Savaşı’nın tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir ortamda hem savaşa girmemek, hem de köy çocuğunu alıp öğretmen yapmak, köylerine gönderip diğer çocukların okumasını sağlamak her türlü takdirin çocukların ve halkın üzerinde hesapları olanlar, onları arka bahçenin hasadı olarak görenler elbette karşı çıkacaklardı. Ancak sesleri o kadar yüksek çıkmış ki, hâlâ toplumun büyük kısmı Köy Enstitüleri’nin hangi fonksiyonu gördüğünün farkında değil. Topluma daha iyi anlatılması gerektiğini düşünüyorum. Karşı olanların gerçekte niçin karşı olduğunu da bu millet bilmelidir. SelamlarGalip Türkmen”
hele bi de istanbulda asgari ücretle kiracıysan ooohh . Şehir hayatı candır . şimdi 3500 m2 alana ne ekiyorsun? bu çok önemli,herkesin ektiği kar marjı düşük ürün ekiyorsan 70tl işçi parasıyla elbette zarar edersin. öyle bir ürün ekeceksin ki Türkiye de satış fiyatı çok yüksek bir ürün olmalı. yani gidipte 3500 m2 seraya domates ekip domateslerin satışından para kazanmak karlı bir iş olmaz. 1- sen 3500m2 lik seraya ne ektin?2- büyük baş hayvan beslemek zordur bunu zaten yorumlarında belirtmişim,alternatif seçenekleri de yazdım. 3- ben internetten satışını yapamayacağım ürünü asla ekmem, yani domates,biber,patates falan asla ekmem. En basitinden ufak bi bahceden her gun karnini doyuracak kadar hasar elde etme lazim ki bu imkansiz. Her zamanki gibi nette gezen sacma hikayeler. Mesajımda belirtmiştim kar marjı yüksek biber 7tlden gidiyor, çalı fasülyesi 5-7tl arası, börülce 8-10tl arası. Bu ürünleri topladıktan sonra hemen paketleyip göndermen lazım 1 gün bile dursa bozulur. Yaşadığım şehrin pazarcıları topladığım ürünü bir seferde kaldıramıyor. Şehirde 5-6 farklı noktada pazar açılıyor. Ayrıca benden başka ekim yapan insanlar da var. İstanbul'a gönderdiğinde ise komisyon, nakliye, sgk, kdv gibi giderler düşülünce burada ben 7tlden sattığım mala komisyoncu 5tl yazıyor, masrafı düşünce 3tlye geliyor. Neden o fiyat sattın deme şansın yok. Adama gönderiyorsun alıcı yoksa kim ne fiyat verdiyse ona satıyor veya çöpe atacak başka şansı yok. İnternetten satışı 300-500kg günlük mal çıkardığında yapamazsın. Kim ne kadar sipariş verecek? Yolladığına değecek mi? Marmara bölgesinde fazla çeşit yetiştirme imkanın zaten yok seçenekler sınırlı. Herkes görüp aynısını yaptığında malın piyasası dibe öncesinde salon çiçeği yetiştiriciliği de yapıyorduk kauçuk, fil kulağı, deve tabanı, küpeli vb. çeşitli saksı çiçekleri. Bunları kendin ürettiğinde 1 senede satılacak kıvama geliyor. Fakat o işte eskisi gibi hareket yok. Başka düzenli gelirin olmalı ki dediğim gibi satış yapana kadar seni idare edecek masraflarını karşılayacak ve ayakta tutacak. Toprak, saksı, işçilik, sulama masrafları, çelik yapma, mal büyüdüğünde satabilecek sağlam müşteri bulma gibi sıkıntılar var. Biz 1970lerden 95lere kadar bu işi yaptık. İnternetin olmadığı zamandı, Türkiyedeki her ile kendi araçlarımızla götürüyorduk. Üretim ve nakliye bizden olduğu için geliri iyiydi. Fakat burada babamdan gören başka akrabalar, tanıdıklar da yapmaya kalktı beceremedi. Yani bu işin püf noktası aslında üretim değil ticaretmiş. Sonuçta aynı noktaya geldik, sen diyorsun ki internetten kolayca satabileceğin ürünü yetiştir. Ben de diyorum ki işin üretim kısmı sıkıntılı, madem öyle sen üreticiden ucuza al zaten zararına yakın üretiyorlar sen internette pazarla. İlk yatırım maliyeti yerine mal almak için sermaye yapmış ilk mesajlarında gördüm yurtdışı ile kıyaslama var. Bugün 7-10tl dediğimiz sebze euro aralığına geliyor. Yine aldığımız üretim için gerekli ıvır zıvır şeyler de dövize bağlı pahalanıyor. Yurtdışındaki çiftçinin durumuyla kıyaslamak biraz komik kaçıyor. Benim asıl mesleğim mimarlık, bu saydığım şeyleri ailemin yanında yapıyorum. Babam vefat ettikten sonra tümüyle sorumluluk bana kaldı ve kademeli olarak azalttım. çok uzun yazıyorsun. okumayı sevsek bu forumda değil gider kitap okurduk. yazıların çok uzun olduğu için hepsini okumuyorum. bu forum da çoğu jişi de uzun yazıların hepsini okumaz. Hikâyenin tam ortasında uydurma olduğu belli oluyor. Elektrik olmayan evde internet ne gezer?köyde yaşam, en başında beden gücü ve köy hayatı hakkında tecrübe ister. Bir de kendi arsan ve evin olacak. Köyde üreteceğin ürün ile hayatını idame ettirebilmek ek olarak pazarlama kabiliyeti ister. Her köyde her ürün yetişmez. Besicilik ve çiftçilik arasında bir seçim gerekir ve o da yörenin arazi ve bitki yapısına göre imkân ve bazı yörelerde bazı bitkiler için devlet teşviği var. Bu teşvikler dönemsel olarak verilir ve belli şartları var. Önce bu konular araştırılmalı. quoteOrijinalden alıntı 305132Kardeşim hesaplarında hata var. Ben 35 yaşındayım köyde doğup büyüdüm. Sadece üniversite için 5 sene İstanbul'a gittim geri köyüme geri döndüm. Profesyonel dediğin sera, damlama sulama tarımı yapıyorum yıllardır. Örtü altı 3500 m2 sera alanım var. Ayrıca hayvancılık da yapıyorum. Öncelikle bu işlerde bizzat senin ve ailenin de çalışması lazım. Sadece işçinin çalıştığı, senin para saydığın sistem hayal ürünü. Ben 20 serada 4 işçi çalıştırıyorum. Çeşitli sebzeleri ekiyoruz, biber, fasülye, börülce gibi kg fiyatı yüksek olanları. İşçiler hiç durmadan toplasa bile ancak yetiştiriyor. Kova taşıma, kutu yapmak için de ayrıca biri gerekli, kendim yapıyorum. İşçi günlüğü 70tl oldu, sebze fiyatları ise hala düşük. Bundan 10 sene önceki sebze-işçi fiyat oranına göre maliyet çok fazla. Diğer giderler, damlama sulama hortumları, sera naylonu birkaç yılda yıpranıyor değiştirmen gerek. Naylon çok pahalı, onu taktırmak için bile ciddi işçilik istiyorlar eskisi gibi değil. İlk kurulum maliyeti de çok pahalı, biz kurduğumuzda daha uygundu demir fiyatları. Ayrıca kazanmak için toprağın da sana ait olması lazım. İlaç ve gübre, hatta toprağı işlemek için traktör masrafını da söylemedim. Yılda 2 defa ekim yapacaksan 2şer defa sürüp 2şer defa çapalatman lazım. Sebzelerin ürün vermediği 1-2 aylık hazırlık dönemlerinde işçi maliyetini de güzel gelir hesabı yapıyorsunuz ya hayran kaldım valla. Abi 5 ton fasülye çıkarsam, 5tlden satsam 25bin tl yapar diyorsun. Dediğim işletme maliyetlerini düş bakalım eline ne kalıyor. Ayrıca o sene fırtınadan naylonların yırtıldığını hesapla. Her rüzgarı devlet veya sigorta karşılamıyor. Ağır afetlerde bile bazı bölgelerde göstermelik 1000 tl yardım yapıyorlar 1 serası yıkılana da, 20 serası yıkılana da sabit bin gelelim hayvancılık kısmına. İki gün önce 6 hayvan kestirdim 3 tanesini kilosu 28tlden, 3 tanesini kilosu 30tlden kestiler. Kurbanda ciğerleri, yağları bile hesaba koyuyorlar ve kg fiyatını 40tlden hesaplıyorlar, kasapta hepsini çıkarıp karkas et hesaplıyorlar ciddi kilo kaybı oluyor 50-60kg arası. Bunu bir kenara yazalım. Hayvanların toplamı tuttu. Sen demişsin ki buzağısını 4000tlden veririm. Büyük hayvanı 8binden alıyorlar nereye veriyorsun buzağıyı 4e DBunlar ne yiyor haberin var mı? Ot ve saman balyasının tanesi 25tl oldu. Yerin varsa buğday ekip ot biçebilirsen yine biçtirme, bağlama ve taşıma maliyetin var. Geçtiğimiz yaz 800 balya taşıdım 1-2 kişi geldi yardıma canım çıktı yemleri ciddi pahalandı birkaç sene önce 30tl olan pancar küspesi 50kg bugün 80tl, kuru yem de 75-85tl arasında içerik farkına göre fiyatı değişiyor. Hayvan başına bir öğünlük 3kg yem hesapla. Bende 11 hayvan vardı 5 günde bir 600-700tllik yem alıyordum. Süt yemi de vermen lazım süt de beleşe gelmiyor. Ayrıca 10lt süt veren hayvanı inek diye kapına sokarsan zarar edersin, o hayvan et cinsidir süt verimliliği yüksek hayvan 20-25lt süt vermesi saydığım şeyleri köyde yaşarken hepsini kendin yapman gerekiyor. Bunları yaparken kirleneceksin, kokacaksın, çarşıya gitmeye canın istemeyecek. Birkaç gün tatile gideyim desen o hayvanlara kim bakabilir? Dersen ki ben bunlara bakıcı tutarım birkaç hayvan demişsin, ev tipi hayvancılık yine tümden zarar edersin. Büyük çiftlik işletmesi kurarsan sermaye sahibi olman gerekir, herhangi başka işe yatırsan da kazanırsın neden hayvancılık yapacaksın? Dediğim gibi o işi bile yapsan yine işin başında olman yaşamak güzeldir. Ben şuan köyde yaşıyorsam köyüm merkeze yakın olduğu için. Buradan il merkezi 7km, araçla 15dk. İstanbul, Bursa ve İzmit 1er saat. Ayrıca toprağımız, kurulu düzenimiz burada olduğu için yaşıyorum. Yani şehirde yaşayan biri olsam böyle imkanlar olmadan herhangi bir anadolu köyüne kapanmaya heves etmezdim. Elektrik olmayan evde internet ne gezer? cevap veriyorum. mobil internet diye bir şey duydun mu? akıllı cep telefonlarında olan internet. ha işte onunla evde elektrik olmadan da internete girebiliyorsun aklında bulunsun Cep telefonunun şarjı kaç gün dayanıyor? eşiniz fetöden mi işten atıldı? Eşine neden suç attılar da hapise girdi ? quoteOrijinalden alıntı ozbey08Avrupa ülkelerindeki köyde yaşayanlar nasıl para kazanıyor? adamların köyleri bizim ilçelerden daha modern evlere sahip. Avrupalı köylüler çok zengin. yani senin 40 yılda kazandığın 1 milyon doları Avrupadaki köylü 5 yılda kazanıyor. adamların köylerine bak,valla bizim şehirler bu köylerin yanında virane kalıyor. bu aslında kültürle alakalı bir durum, yaşam tarzından, kazanılan para, ülke şartları bir sürü şey düşünüyordum mesela , köyümüzde adam bir ev yapmış dağın tepesinde tam 6 katlı çift daireli oha diyorum gördükçe. nasıl yapabiliyor diye düşününce ? o an Türkiyede yaşadığım aklıma geliyor denetleme yok, imar izni filan zaten yok, kendi kafalarına göre herkes ev dikiyor. birde köylerde ev dikip, istanbulda yaşayan tipler var. yılda 1 hafta gelir veya gelmezler köyde de evim olsun diye ev yapan çok ülkemizde. quoteOrijinalden alıntı ozbey08köy hayatı hiçte kötü değildir. eğitimli ve profesyonelce yapılan tarım çok kazandırır. 5 dönüm tarlayı ekip kuru tarım yaparsan çok yorulursun,çok iş gücü ister o tarlanın bakımı,hasat zamanı gelince de verim çok düşük bunun yerine 1 dönüm yer ekip damla sulama sistemi döşersen ve gübrelemeyi de bilimsel metotlara göre yaparsan. az çalışırsın ve hasat zamanı geldiğinde aldığın ürün 5 dönümlük tarladan çok daha fazla olur. şuan köylerdeki köylüler tarım yaptıklarını zannediyorlar. İsrail çöllerde topraksız tarım yaparak bizden daha çok kazanıyor. Türkiye ise dünyada tarımın yapıldığı ilk yer olduğu halde tarım yerlerdeKöy hayatını iyi bilirim, kimi sever kimi sevmez herkesin kendi dünyası ama bir konudan oldukça eminim. O da tarım işi bu ülkede yapılacak en son işlerden. Kendi çapında 1 dönüm 2 dönüm ekersin ama yakın dostum bu işi profesyonel bir şekilde yapıyor veya yaptı diyelim, bu forumda olsaydı da anlatsaydı tarım işinin ne kadar lanet bir iş olduğunu. Öyle damla sulama, gübreleme vs onlar hikaye bu adamın yaptıklarının eğer ben 2 dönüme az domates az salata eker günlük ihtiyacımı karşılarım dersen eyvallah lafım yok ki o durumda zaten verime bakmazsın. Ama ben bu işten para kazanayım dersen hayalden bir adım öteye gidemezsin. Ben kendimden ufak bir örnek vereyim. Dededen fındık işi ile uğraşıyoruz ufak tefek ama ton arası. 1 ton olsa kilosu 15 tl den diyelim ortalama aldım 15000TL temiz para dersin. Bütün maliyetleri düştüğünde sana kalan büyük ihtimalle 2-3 hadi bilemedin 5 bin olur. Zarar ettiğimiz yılı/yılları bilirimBazen diyorum ki bu sene bırakalım kalsın dalda fındık. Vicdan el vermiyor, toplasan attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değmiyor. İki ucu pis değnek anlayacağın. Hocam ben köy hayatı kötü demedim ki zor dedim yan gelip yatma yeri değil dedim okadar. Bende sevmiştim o geçirdiğim yılı hele yanında ailen varsa çok güzel bişey. Tüm ihtiyaçların evde sevdiklerin yanındaysa öyle olunca bence güzel. Zaten şehir hayatının bi çekiciliği mi kaldı heryer hıyar gibi insanlarla dolu suriyeliler vs delirmemek elde değil. Köy candır,insanı kendine getirir,yazıldığı gibi Allah'ın verdiği nimetlerden doğada daha fazla fake olsa bile gerçekleri iceriyor çok zor durumda kalınırsa olabilecek durum bunlar ancak köy hayatı herkese göre değil ,bayağı zor bir yaşamdırözellikle karadeniz köylerinde genelde yaşlılar kalmış ve onlarında emekli maaşları var ve çoğu laf olsun cinsinden tarım ve hayvancılık yapıyorkaradeniz de tarım çok zordur o nedenle marketle rekabet etmesi mümkün değildir ,ancak hayvancılık hala bir miktar getirisi olan bir iştabi hayvancılıkta acayip zor diğer bir sıkıntı ise liseye giden çocukları falan olursa ,taşımalı eğitim nedeniyle zorlanacaktır ve tabi eğitim kalitesi de şehirlere göre düşük olacaktırgenç kadınlar bırakın köye taşınmayı ,köydekiler kaçmak için evleneceği erkeğe şehre taşınma şartı koşuyor ee tabi sabahları hava aydınlanmadan hayvanlara bakmayı hangi kadın ister insan için olmaz ,olamaz diye bir kavram yoktur ,yeter ki candan istensin Sayfaya Git Sayfa
köy hayatı ile ilgili yazılar